Onlar KAGİDER'in her yıl destekleyeceği beş girişimci kadının öncüleri... Girişimcilik ruhuna Derneğin desteğini de ekleyince başarı merdivenlerini çıkmaya başladılar / "Girişimci kadınlar adımlarını doğru atarlarsa tüm kapılar açılır"
Nilgün Güneş, Gülay Altınbudaklı, Işıl Külahlı, Belma Aydın ve Birkan Sunar... Farklı yerlerde, farklı işlere soyunan, farklı yaşlarda beş ayrı girişimci kadın...
Kadın girişimci sayısının toplam kadın nüfusuna oranının binde yedilerde seyrettiği ülkemizde, artık bir yerden başlamak gerektiğine karar veren ve daha fazla beklemenin anlamsızlığının farkına varan beş kadın...
Ortak noktaları, krizin etkileri henüz dinmemişken kadın girişimci olarak piyasada "ben de varım" demeleriyle sınırlı değil, sadece. Türkiye'deki kadın girişimci sayısını arttırmak ve kadın girişimciye destek olmak amacıyla kurulan Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), bu beş bayanın yollarını kesiştiren yer olmuş.
Yola tek başına çıkan beş bayan da, uzman desteğine, danışmanlığa ve 'bir bilen'e ihtiyaç duyduklarını hissettikleri noktada KAGİDER'le karşılaşmış. Kimisi müşterisi aracılığıyla, kimisi televizyon programında, kimisi de gazete ilanıyla tanımış KAGİDER'i. Ve bulundukları yerden, hemen KAGİDER' e ulaşmışlar, aradıkları desteği ve dayanışmayı bulma umuduyla.
En büyük hayalleri kendi işinin patronu olmaktı
"En büyük hayalim kendi işimi kurmaktı" diye başlıyorlar söze... İlgi duydukları, merak ettikleri veya tecrübe sahibi oldukları alanlarda kollarını sıvayıp, başarısız olma riskini de göze alarak işe koyulmuşlar hepsi de. Krizin ülke ekonomisini derinden sarstığı, pek çok küçük firmanın sıkıntıya düştüğü bir dönemde, 2002 yılında büyük birer cesaret örneği göstererek kendi işlerini kurmuşlar.
Kişiye özel çikolata tasarımından, bitkisel doğal sabun üretimine kadar çeşitli alanlarda faaliyet gösteren firmalarında, işin en keyifli kısmının yeni fikirler üretmek ve ürünlerinin tasarımını yapmak olduğunu söylüyorlar.
Kurdukları işler de genellikle Türkiye'de daha önce el atılmamış konulardan oluşuyor. Nilgün Güneş, kendi fikri olan kişiye özel çikolata projesiyle Türkiye'de bir ilki gerçekleştirirken, Belma Aydın Türkiye'ye daha önce getirilmemiş dergilerin distribütörlüğünü almış.
Işıl Külahlı, erkek mesleği olarak bilinen gümrük müşavirliği alanında Türkiye'nin en genç kadın gümrük müşaviri olarak işe başlamış ve kendi firmasını kurmuş.
İşe kendi evinde kurduğu atölyede başlayan Birkan Sunar'ın bitkisel doğal sabunlarının aylık üretimi, şu anda yedi bine ulaşmış durumda.
Uzun yıllar beklediği konuma bir kadın çalışan olduğu için gelemediğini anlatan Gülay Altınbudaklı ise, yurtdışına yaptığı kendi tasarımı olan cam ürün pazarlamasıyla, cam sektörünün devlerine meydan okumaya hazır.
Kadınların pekçok engeli aşması gerekiyor
Türkiye'de kadının girişimci olarak ekonomik hayata katılması çok sık rastlanan bir durum değil. Türkiye'de kadınlar daha çok hizmet sektöründe kendilerine uygun işler bulabiliyorlar. Kadınlar kendi işinin patronu olmak isteseler bile bunu hayata geçirmek için pek çok engeli aşmaları gerekiyor.
Bir iş başlatmak için gerekli olan ekonomik kaynaklarının kısıtlı olması, hukuki ve finansal konularda ihtiyaç duyduğu danışmanlığa ulaşamamak, çevresinden, ailesinden destek görememek, ailesi ve çocuğuna daha fazla vakit ayırmak zorunda kalmak gibi sorunlar, girişimci olmak isteyen kadının karşısına çıkan ilk engeller.
Projesine destek olacak fon ve maddi kaynaklara ulaşabilen girişimci kadınları ise, uzun ve karışık başvuru formları, yorucu bir bürokratik süreç bekliyor. 2002 yılında kadar da, girişimci olmak isteyen kadınlara uzman desteği veren profesyonel bir kuruluş yoktu. 2002 yılının Eylül ayında, Meltem Kurtsan öncülüğünde kurulan Kadın Girişimciler Derneği, girişimci kadınların ihtiyacı olan desteği ve dayanışmayı sağlamaya hazır.
KAGİDER her yıl beş projeyi destekliyor
KAGİDER, Türkiye'deki kadın girişimci sayısının azlığından yola çıkan iş kadınları tarafından; girişimci olmak isteyen kadınlara destek olmak ve kadınların ekonomik hayata girişimci olarak katılmalarını özendirmek amacıyla kuruldu.
KAGİDER'in amacı, Türkiye'de varolan kadın girişimcilerin gelişimini ve işbirliğini sağlamak. İki yıldır faaliyet gösteren dernek, her yıl beş projeyi desteklemeyi hedefliyor. Bir iş başlatıyor olmak ve desteğe ihtiyaç duymak KAGİDER'e başvurmak için yeterli koşullar. Tabii ki en temel şart, kadın olmak...
Dernek yetkililerince uygun görülen proje sahiplerine, KAGİDER'in kendi üyeleri arasından görevlendirdiği uzmanlarca danışmanlık hizmeti veriliyor. Girişimci kadınlara ücretsiz eğitim ve seminer hizmeti sunuluyor. Fizibilite raporu hazırlamaktan, fon kaynağı bulmaya kadar çeşitli konularda eğitim veriliyor.
Dernek, fon kaynağı değil
Bu arada şunu da belirtelim KAGİDER direk bir fon kaynağı değil. Kadınlara fona nasıl ulaşabilecekleri, kredi başvurusu için yapmaları gerekenler anlatılıyor. Dernek; girişimci kadınlara, görevlendirdiği danışmanlar aracılığıyla hukuk, mevzuat, finansal konular, satış ve pazarlama teknikleri, müşteri potansiyelini arttırma konularında uzman desteği veriyor.
KAGİDER; kadın girişimciye kredi ve teşvik kolaylıkları sağlanması için, hükümet yetkilileriyle de görüşmeler gerçekleştiriyor. KAGİDER'in uzun vadede hedeflediği; Türkiye'de kadın girişimcinin dünyadaki diğer örnekleri gibi, devlet tarafından desteklenmesini sağlamak.
İşte bu beş kadın da KAGİDER'den danışmanlık desteği alarak, iş hayatında başarı merdivenlerini çıkmaya başladılar. Bugün için geldikleri noktaya baktığımızda, aradıklarına ulaştıklarını görmek mümkün. KAGİDER'deki yetkililerin kendilerine büyük bir içtenlikle yardımcı olduklarını söyleyen hanımlar, ileride kendi alanlarında büyük firmalarla yarışacak konuma geleceklerine inanıyorlar.
Girişimcilik ruhları ve yaptıkları işe olan inançlarına, KAGİDER'in desteğini de ekleyince kendilerine olan güvenleri daha çok artan girişimci kadınlar, emin adımlarla ilerliyorlar ve girişimci kadınlara şöyle sesleniyorlar: "Kendinize güvenin ve yılmadan devam edin!"
My Chocolate'ın yaratıcısı Nilgün Güneş: Hepimiz kendi hikayelerimizin kahramanıyız
Nilgün Güneş, kişiye özel çikolata projesiyle, ekonomik hayata katılacak kadın sayısını arttırmak hedefiyle yola çıkan ve KAGİDER'den destek alan ilk girişimci kadın. 2003 yılının Ocak ayında, Ümit Boyner ve Leyla Alaton'un katıldığı bir televizyon programında KAGİDER'in kadın girişimciye destek olacağını duyan Güneş, projesini anlatan yazıyla KAGİDER'e başvurmuş ve ilk kabul edilen beş proje içine girmiş.
Güneş, Türkiye'de daha önce yapılmamış olan, ambalajında kişiye özel mesaj veya resimleri içeren çikolatası 'My Chocolate'ı 2003 yılından beri üretiyor. KAGİDER'den aldığı eğitim ve uzman desteğiyle My Chocolate'ın markalaşma ve tanıtım süreci hız kazanmış. Güneş, KAGİDER'le tanışmadan önce eşinin adına olan şirketini, derneğin isteği üzerine kendi adına kuruyor. KAGİDER'den destek almanın ilk şartlarından biri, kadın şirketi olması çünkü...Nilgün Güneş de şirketini oğlunun adıyla tekrar kuruyor ve Bilge Promosyon olarak işe koyuluyor.
"Hep bir ilki gerçekleştirmek istedim"
Nilgün Güneş, aslında bir biyokimyager. Lisans öğreniminin ardından Tıp Fakültesi'nde yüksek lisansını tamamlayan Güneş, uzun yıllar çeşitli ilaç firmalarında kalite kontrol sorumlusu olarak görev almış. Abdi İbrahim, Atabay gibi firmalarda çalışan Güneş, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra, kendi işini kurup zaman açısından serbest kalmak ve çocuğuyla daha çok vakit geçirmek istemiş.
Nilgün Güneş, "Türkiye'de hep bir ilki gerçekleştirmek gibi bir hayalim vardı. Çocukluğumdan beri etrafımdaki kişilere el emeği bir şeyler hazırlardım. Kişiye özel nasıl bir çalışma yapabilirim, az bir parayla kişileri kendilerine nasıl özel hissettirebilirim, diye düşünmeye başladım ve My Chocolate fikri böyle doğdu" diyor
Herkesin sevdiği ve geniş bir kesime hitap edebilen çikolata üzerine bir yıl boyunca araştırma, eğitim ve tasarım çalışmaları yapan Güneş, 2003 Ekim ayından beri internet ve telefon üzerinden aldığı siparişlerle ürününü tüketiciye ulaştırıyor.
My Chocolate; alüminyum folyolu, orijinal logolu çikolatanın, kişilerin resim, fotoğraf ve mesajlarını ya da firmaların logo ve sloganlarının yer aldığı, dijital baskılı ambalajıyla sarılı bir ürün.
Gelirinin belirli yüzdesini KAGİDER'e vermek istiyor
My Chocolate; bebeklerin doğum, vaftiz, mevlit günleri, doğum günü, evlilik yıldönümü veya nişan, sünnet, düğün gibi özel günler için özel olarak tasarlanabiliyor. My Chocolate markasıyla hazırlanan çikolatalar, bir çikolata firmasına hazırlatılıyor. Çikolatayı kişiye özel hale getiren ambalaj ve kutuların tasarımı ise Nilgün Güneş'e ait.
2005 yılıyla birlikte My Chocolate markalı çikolataları Türkiye genelindeki satış noktalarında görmek mümkün olacak.
KAGİDER tarafından danışmanlık verilerek desteklenmeye devam eden Güneş, en ufak bir sorununda dahi danışmanına ulaşıp, destek alabildiğini belirtiyor. Güneş, desteklenen ilk proje oluşunun verdiği sorumluluk duygusuyla, önümüzdeki günlerde açılacak olan standlarından alacağı satış gelirinin belli bir yüzdesini, KAGİDER'e vermek istiyor.
Kendinden sonraki girişimci kadınlara küçük de olsa bir katkıda bulunmak istediğini söyleyen Güneş, yarı yolda KAGİDER'le karşılaşmış olmasını büyük bir şans olarak niteliyor ve şöyle söylüyor: "KAGİDER'in desteğini hiçbir zaman inkar edemem. İyi ki, yarı yolda onlarla tanıştım. Hızlı yol almamı sağladılar. Her birisi o kadar büyük değerler ki, en ufak bir şeyde size hemen kol kanat geriyorlar."
Her kadının hayali kendi işini kurmaktır
Türkiye'de devletin kadın girişimciye yurtdışındaki gibi ekonomik veya sosyal destek sağlamadığını belirten Güneş, "Yetkililerle çeşitli temaslarımız oldu. Bizi desteklediklerini söylüyorlar ama sonuçta ortada bir şey yok. Devletin küçük girişimciye destek vermesi şart" diyor.
Her kadının hayalinin kendi işini kurmak olduğunu düşünen Güneş, kadın girişimcilere şöyle sesleniyor:
"Eşinizden ve çevrenizden destek alabilirseniz işiniz kolaylaşıyor. Benim de karşıma pek çok sorun çıktı ama kimse yılmasın. My Chocolate'ın sloganı, 'Hepimiz kendi hikayemizin kahramanıyız'. Kadın girişimcilere kendi hikayelerinin kahramanları olmalarını öneriyorum. Asla yılmasınlar ve küçük adımlarla da olsa devam etsinler."
Cam sektörünün devleri ile yarışıyor
Gülay Altınbudaklı, uzun yıllar Şişecam'da çalıştıktan sonra emekli olup, çoğu insanın kendi işinin patronu olma hayalini gerçeğe dönüştürdü. Cam sektöründeki on yedi yıllık birikimini, emekliye ayrıldıktan sonra bir köşede bırakmak istemeyen Altınbudaklı, on altı yaşındaki oğlunun ve KAGİDER'in desteğiyle kendi işini kurup, cam sektöründeki devlerle aynı kulvarda yarışmaya başladı.
Dekore Cam Pazarlama adıyla kendi şirketini kuran Altınbudaklı, KAGİDER'le tanıştıktan sonra, derneğin desteklediği ilk beş projenin içinde yer almış.
Gülay Altınbudaklı tek başına kurduğu şirketi Dekore Cam Pazarlama aracılığıyla, yurtdışındaki müşterinin özel taleplerine göre camlı ürünleri yurtiçinde fason olarak üretip, ihracat yapıyor.
Temel amacının ihracat potansiyelini ve yurtdışından döviz girdisini arttırmak olduğunu söyleyen Altınbudaklı, ürünlerin dizayn ve çizimlerini kendisi gerçekleştiriyor.
Dekore Cam Pazarlama, Avrupa'dan Arap ülkelerine kadar geniş bir alanda müşteri potansiyeline sahip. Ancak Gülay Hanım'ın hedeflerinin sınırı yok:
Uzak pazarlara açılmak istiyor
"Eğer doğru destek verilirse Avustralya ve Japonya gibi uzak pazarlara da gitmeyi planlıyorum. Fakat buralarda fuarlara katılıp stand açmak, müşteri görüşmelerine gitmek için destek arayışındayım. Kürşat Tüzmen ve ekibiyle yurtdışına gitmek, heyetlere katılmak istiyorum. Kendilerine bu talebimi her fırsatta iletiyorum. Bağlantı kurmak çok önemli."
KAGİDER'le internette yaptığı bir araştırma sırasında karşılaşan Gülay Hanım, şirketi kurma aşamasında bazı teknik konularda destek aradığını ve bu noktada da KAGİDER'in devreye girdiğini söylüyor: Altınbudaklı, o zamanları şöyle anlatıyor:
"KAGİDER'i görür görmez, 'Tamam, girişimciliği destekleyen bir yer buldum' diye düşündüm ve hemen başvurdum. İş planımı oluşturup onlara gönderdim. Beni aradılar ve ben de büyük bir heyecanla gidip projemi anlattım. O yıl, 2002 sonunda ilk seçilen beş proje arasına girdim."
Adımlar doğru atılırsa tüm kapılar açılır
Gülay Hanım, KAGİDER'den aldığı eğitim ve danışmanlık hizmetinin yanında, dernek vasıtasıyla yeni girişimci bayanlarla tanıştığını ve ekip çalışması gerçekleştirdiklerini sözlerine ekliyor. Ayrıca KAGİDER'in düzenlediği çeşitli toplantılarda devlet yetkilileriyle bir araya gelip, projeleriniz oraya da taşıma imkanı bulduğundan da söz ediyor.
Gülay Altınbudaklı, Türkiye'deki kadın girişimci olmakla ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor:
"Girişimci kadınlar adımlarını doğru atarlarsa tüm kapılar açık. Ben buna inanıyorum. İstemek, inanmak ve olumlu düşünmek çok önemli. Erkeklerin dünyasındaki mafyavari ilişkiler, kadınların dünyasında yok. Bu açıdan kadınlar kesinlikle daha güvenilir."
Uzun yıllar özel sektörde çalıştığını ve bir kadın olarak çeşitli zorluklar ve engellerle karşılaştığını söyleyen Altınbudaklı, özel sektörde uzun zamandır beklediği konuma ulaşamamasının da kendi işini kurma kararını almasında önemli yeri olduğunu açıklıyor ve şöyle devam ediyor:
"Gerçekten de camdan bir tavan var ve Türkiye'de kadın olarak onu aşmanız çok zor. Ben de zamanında yaşadıklarıma meydan okuyarak bu işe kalkıştım ve şimdi emin adımlarla ilerliyorum. Girişimin verdiği heyecan çok farklı. Değerlerin yaratıldığını görmek çok güzel. Girişimci olmak isteyen kadınlar en iyi bildikleri işle uğraşsınlar ve asla yılmasınlar."
Türkiye'nin en genç bayan gümrük müşaviri
Işıl Külahlı, Türkiye'de genelde erkek işi olarak bilinen gümrük müşavirliğini kendine meslek edinmiş, genç ve azimli bir hanım. İstanbul Üniversitesi'nde dış ticaret üzerine eğitim gördükten sonra altı sene çeşitli gümrük firmalarında çalışmış.
Müşavirlik karnesini aldığı zaman, Türkiye'nin en genç bayan gümrük müşaviri olduğunu söyleyen Külahlı, 2002 yılında kendi işini kurmaya karar vermiş.
2002 yılında Altay Gümrük Müşavirliği ismiyle kendi firmasını kuran Işıl Hanım, KAGİDER'le gazetedeki ilanları vasıtasıyla tanışmış. KAGİDER'e giderken kafasında müşteri potansiyelini arttırmakla ilgili bir takım sorular olduğunu anlatan Külahlı, bu amaçla derneğin başvuru formunu doldurduğunu ve projesi için kabul yanıtı aldığını söylüyor.
Işıl Külahlı, KAGİDER'le olan ilişkisi sayesinde müşteri potansiyelini arttırma fırsatını yakalamış. Gülay Altınbudaklı ile de KAGİDER vasıtasıyla tanışan Külahlı, Gülay Hanımın gümrük işlerini takip ediyor. Gülay Altınbudaklı ve Işıl Külahlı gerçekleştirdikleri işbirliğiyle, iş dünyasında kadın dayanışmasına iyi bir örnek oluşturuyorlar.
Işıl Hanım girişimciliğin ilk zamanlarında yaşadığı zorluklardan bahsederken şunları söylüyor: "Bazı şeyleri yaşamadan bilmeniz mümkün değil, yaşayacaksınız. Hatta zarar ede ede, kar etmeyi öğreneceksiniz. Ben ilk sene zarar ettim ve borçlandım. İkinci sene zararımı kapattım. Bu sene üçüncü senem ve artık kar ediyorum. İşimin tadını almaya başladım."
İş çevrelerinde kadın olmaktan kaynaklanan sorunlar yaşadınız mı sorumuza, Külahlı şöyle yanıt veriyor:
"Gümrük müşavirliğinde bayan olmanın avantajları ve dezavantajları biraz daha farklı. Gümrük müşavirliğinde bayan olmanın zorlukları var. Birincisi; çalışma saatleri hiçbir zaman belli değildir. İkincisi; bir bayan olarak bu işe kalkıştığınız zaman, çok zor bir meslek, bir bayan nasıl yapabilir, gibi düşünceler çıkıyor karşınıza. Çünkü gümrük müşavirliği erkek egemen bir meslek. Tabii avantajları da oluyor. Gümrüğe gittiğiniz zaman insanlar sizi bayan olduğunuz için öne alabiliyor. Çok zor, limanlar çok büyük, sürekli koşturuyorsunuz. Bu bakımdan zor bir meslek."
Önce elişi dergilerini Türkiye'ye getirdi şimdi de kadınlara kurslar düzenliyor
Üniversite yıllarında iş hayatına atılan Belma Aydın, on senelik bir çalışma hayatının ardından kendi işinin patronu olmayı başarmış. Özel sektörde on sene geçiren Aydın, halkla ilişkiler ve pazarlama alanında başarılı çalışmalarda bulunmuş.
Ajans Press ve Buro Veritas gibi kuruluşlarda, halkla ilişkiler ve pazarlama alanında uzun dönem önemli çalışmalar yürüten Aydın, Türkiye'de kriz ortamı hakim olduğu sırada sekiz ay Uzakdoğu'da Büro Veritas adına görev yapmış.
Güneydoğu Asya'daki sekiz farklı ülkede geçirdiği zaman içinde çok farklı ürün ve hizmetle karşılaşan Aydın, bulunduğu ülkelerde ufkunun genişlediğini söylüyor. Türkiye'ye döndüğünde, kriz ortamında iş aramaktansa, kendi işini kurmanın daha akıllıca olacağına karar veriyor Aydın ve Singapur'dan, Malezya'dan, Tayland'dan edindiği fikirlerle, sıfırdan işe koyuluyor.
17 derginin distribütörlüğünü yapıyor
Belma Aydın, o dönemi şöyle anlatıyor: "Yurtdışından Türkiye'ye, hep burada olmayan şeyleri getirmeye çalıştım. Yakınlarıma hediyeler getirip, beğenilerini ölçüyordum. Singapur'dan bir kitapçıdan aldığım dergiler vardı. En sonunda, ülkemizde olmayan çeşitli nakış, elişi ve ahşap boyama dergilerinin Türkiye distribütörlüğünü almaya karar verdim."
Aydın, yurtdışında gördüğü dergilerin çoğunun Türkiye'ye gelmediğini fark edip, yurtdışındaki sorumlularla iletişime geçiyor ve evinin altında, sadece bir telefon ve bir faks makinesiyle kurduğu ofiste çalışmaya başlıyor.
İşe nasıl başladığını anlatırken, ilk günkü heyecanını sürdüren Aydın, distribütörlüğü almasını sağlayan en büyük etkenin, karşısındakilere şeffaf davranması ve her şeyi açık bir şekilde anlatması olduğunu belirtiyor.
Aydın'ın Belsu adındaki firması, şu anda on yedi farklı derginin Türkiye distribütörlüğünü yapıyor. İşe tek başına başlayan Aydın, krizin ortasında böyle bir işe kalkışmasından dolayı, ilk zamanlar çevresindeki herkesin çok negatif olduğunu ve yakınlarından da fazla destek göremediğini söylüyor.
En büyük amacı karşılıklı değer yaratmak
Dergiler yayılmaya başladıkça talebin arttığını, insanların aramaya başladığını anlatan Aydın, talepler üzerine dergilerin bir kısmının Türkçe çevirisini de yaptırmaya başlamış. Belma Aydın, işini tek yönlü olarak görmüyor ve sürekli farklı kollarda girişimlerde bulunmaya devam ediyor.
Belma Hanım, en büyük amacının karşılıklı değer yaratmak olduğunu söylüyor ve açıklıyor: "Benden sürekli dergi alan hanımlarla iş yapmaya başladık. Abonem olan bayanlar dergilerin içindeki ürünleri yapmayı öğrendi, şimdi onlarla kurs düzenliyoruz. Onlar benden ürün alırken ben de onlara bir şey katıyorum. En büyük isteğim de buydu zaten."
"Düşe düşe ayakta durmayı öğreniyorsunuz"
Aydın, işe tek başına başlamış ve işinin her aşamasında kendi kendine araştırarak sorunların üstesinden gelmiş. Kendi deyimiyle, düşe düşe ayakta kalmayı öğrenmiş. "Ancak" diyor Belma Hanım ve şöyle devam ediyor: "Yanımda birilerinin olmasına çok ihtiyaç duyuyordum. Hep, danışabileceğim birileri olsa keşke, diye düşünüyordum. İşte tam da böyle bir anda KAGİDER'le karşılaştım. Aslında ben KAGİDER'le dolaylı olarak tanıştım. Sabancı Üniversitesi'nin girişimcilere verdiği eğitim programına katılmıştım. On beş gün süreli bir kamptı. Oradaki on bir hanımın masrafını KAGİDER karşıladı.
Daha sonra KAGİDER'e teşekkür etmek için derneğe gittim ve böylece tanışmış olduk. KAGİDER'e giderken maddi bir beklentim yoktu. Tek ihtiyacım olan şey, eksik olduğum konularda danışabileceğim, güvenebileceğim bir kurumdu. Ve KAGİDER bunu sağlıyor."
Osmanlıca'da onun işini yapanlara "Sabuni" deniyordu
Birkan Sunar, klasik Türk müziği eğitiminden sonra on sene bilgisayar sektöründe çalışmış bir halkla ilişkiler uzmanı. Eşinin işi nedeniyle şehir değiştirmek zorunda kaldıktan sonra, branşına uygun iş bulamayan Sunar, çareyi kendi işini kurmakta bulmuş.
Doğal sabunlarla hobi olarak ilgilendiğini söyleyen Sunar, kendini bu konuda geliştirmeye karar verip araştırmalarına başlamış ve bir kimyagerden aldığı destekle evinde küçük bir atölye kurarak deneylerine başlamış.
Birkan Hanım çalışmalarına başladıktan sonra, sabun yapımı ve tarihiyle ilgili Türkçe kaynakların azlığını fark edip, bu konuda Türkçe bilgiler içeren bir internet sitesi kuruyor. Ardından 2002 yılında Turuncu Limited unvanıyla şirketleşiyor. Turuncu Limited, Osmanlıca sabun yapan kişi anlamına gelen 'Sabuni' markasıyla bitkisel doğal sabun üretimi ve pazarlaması yapıyor.
Başlarda "sen git, patronun gelsin" tepkileri ile karşılaştım
Kadın girişimciye yönelik tüm çalışmaları desteklediğini söyleyen Sunar, atölyesinin bulunduğu Ankara Çayyolu, Alacaatlı köyündeki kadınlardan, Sabuni ürünlerinin ambalaj çalışmasında profesyonel destek alıyor.
Girişimci bir bayan olmanın kimi zaman olumlu, kimi zamansa olumsuz yönleriyle karşılaştığını söyleyen Sunar, şirketleşme aşamasında bürokratik işlemlerini takip ederken, "Sen git, patronun gelsin" şeklinde tepkilerle karşılaştığını anlatıyor. Birkan Sunar, kadınların çalışma hayatının içine girdikten sonra, kadın olmaktan kaynaklanan bazı engellerle otomatik olarak karşılaştıklarını söylüyor ve ekliyor: "Erkek egemen toplumumuzda, bir bayan olarak kendi başınızın çaresine bakmak fikri hoş karşılanmamakta ve 'zaten beceremez' düşüncesiyle ciddi bir güvensizlik hakim olmakta. Bu düşüncelere kulak tıkasanız bile, zaman zaman bu tarz düşünceler kişinin performansını düşürüyor."
Ve KAGİDER ile tanışıyor...
Birkan Sunar; elindeki olanaklarla en iyisini yapmaya çalışırken, başarıya ulaşmak için profesyonel desteğe ihtiyacı olduğunu fark ettiği sırada KAGİDER'le karşılaşmış.
Atölyesini ziyaret eden bir müşterisi aracılığıyla KAGİDER'le tanışan Sunar, derneğe yaptığı başvurudan sonra, 2003 kapsamında desteklenen ilk beş proje arasına seçilmiş. Sunar KAGİDER'le olan ilişkisini şu sözlerle anlatıyor:
"Çalışma hayatımda özgürlüğümü ilan ettiğim ve karmaşık duygulara kapıldığım bir dönemde KAGİDER hayatıma girdi. Dernek temsilcilerinin ilgileri beni çok olumlu etkiledi. KAGİDER vasıtasıyla bir çok profesyonel yönetici ile tanışma fırsatı buldum. Yeni girişimcilere sahip çıkmaya gönüllü kişilerin varlığı ve benimle bilgilerini paylaşmaları beni çok motive etti."
KAGİDER'in iş planının her aşamasında rol alarak kendisini her türlü konuda yönlendirdiğini söyleyen Sunar, dernekten yönetim-organizasyon, pazarlama, finansal bilgiler ve hukuk gibi şirket işleyişindeki temel konularında destek almış.
Katıldığı eğitim çalışmalarında yeni girişimci bayanlarla da tanışma fırsatı yakalayan Sunar, KAGİDER'in kendilerine bir anahtar verdiğini, kapıyı açmanın ise girişimciye düştüğünü düşünüyor: "Bizler şanslı girişimcileriz çünkü KAGİDER gibi kuruluşlar var. Bizden önceki nesiller, özellikle de kadınlar bu imkanlardan yoksunlardı. Bize destek olanlar bize bir anahtar vermekteler. Kapıyı açmak bize düşer."
Birkan Sunar başarının ilk kuralının istemek ve çalışmak olduğuna inanıyor: Sunar, "Kendi ayaklarının üzerinde durma kararı vermek ve uygulamaya başlamak çok önemli. Oturduğunuz yerden sürekli hesap yapmak, önünüze hep bir engel ve korku getirmekte. Bir yerden gözünüzü karartıp başlamak gerekir" diyor.