Gebelik, Doğum ve Bebek Bakımı
Gebe bir kadın nasıl yaşamalı?
Çevresindekiler ona nasıl davranmalı?
Gebelik normal yaşantıyı değiştirmeyi gerektirmez. Ancak gebe kadın, mümkün
olduğunca sakin, kaygı ve baskılardan uzak yaşamalı ve dengeli beslenmelidir.
Herşey normal olduğu sürece hareketliliği kısıtlamaya gerek yoktur. Hamile bir
kadın günlük yaşamını ve çevresi ile ilişkilerini kısıtlamadan devam ettirmeye
çalışmalıdır. Gebelik sırasında kesinlikle sigara içilmemelidir.
Sigaranın bebeğin düşük kiloda doğmasına ve huzursuz bir bebeklik geçirmesine
neden olduğu bilinmektedir. Kocası da, sigarayı bırakmasa bile, eşinin yanında
içmemelidir. Gebe, alkol kullanmaktan da kaçınmalıdır. Gebenin duygusal
dünyasının ne kadar duyarlı olduğu yakın çevresi tarafından hiç
unutulmamalıdır. Korku ve endişeleri, öncelikle eşi tarafından özen ve
anlayışla karşılanmalıdır. Bu destek yalnızca gebelik sırasında değil, doğum ve
doğumdan sonra bebekle birlikte yeni yaşantının düzenlenmesinde de devam
etmelidir.
Gebe bir kadın hangi hareketleri ve işleri
yapmamalı? Nelere dikkat etmelidir?
Gebe bir kadın vücudunun imkan tanıdığı pek çok işi yapabilir. Ancak
zor işlerden, örneğin ağır yük taşımaktan kaçınması yararlıdır. Özetle,
gebelikten önceki yaşam temposunu, gerekliyse bazı kısıtlamalarla sürdürebilir.
Son aylarda alınan kilolar nedeniyle hareket kabiliyeti kendiliğinden sınırlanır.
Bu dönemde kendini zorlamamalıdır. Gebenin sürekli oturarak ya da sürekli
ayakta durarak iş yapması bacaklardaki kan dolaşımını bozabileceğinden
sakıncalıdır. Sürekli oturarak çalışan gebeler, aralıklarla ayağa kalkarak,
dolaşmalıdırlar. Sürekli ayakta durmak gerektiğinde tek ayağını 10 cm.
yükseklikte bir desteğe dayamak ve aralıklarla değiştirmek yararlı olur.
Normal gebelerin sıklıkla şikayet ettikleri
rahatsızlıklar nelerdir?
Normal bir gebelikte bile mide yanması, bulantı, kusma, bel, kasık ya da baş
ağrısı ve yorgunluk hissi gibi şikayetler olabilir.
Bulantı ve kusmalar bazı gebelerde hiç görülmez, bazılarında da çok ciddi
boyutlara ulaşabilir. Bu şikayetler genellikle dördüncü aydan sonra
kendiliğinden geçer. Rahatsızlığı azaltmak için öncelikle sık, az miktarda ve
istenenlerin yenmesi gibi önlemler alınır. Bebeğin yeterince beslenemeyeceği
endişesiyle gebeyi istemediği şeyleri yemeye zorlamak doğru değildir. Ortam
değişikliği de yararlı olabilir. Aşırı kusma olduğunda doktorun önereceği ilaçlar
kullanılabilir.
Gebelikte dokuların gevşemesine ve büyüyen rahmin yaptığı baskıya bağlı olarak
bel ağrısı olabilir. Uygun egzersizler ve yürüyüşlerle kaslar
kuvvetlendirilirse ağrılar azalır. Normal bir gebelikte rahmin her iki
yanındaki kordonlar gerilir. Barsakların hareketleri azalır ve gaz artar.
Kasıklarda dolgunluk hissi ile zararsız kasık ve karın ağrıları oluşabilir.
Hafif baş ağrıları varsa, bu da genellikle gebeliğin ortalarına doğru, vücut
yeni duruma uyum sağlayınca azalır.
Gebe bir kadın nasıl uyumalı? Yatakta dönmek
zararlı mıdır?
Gebe nasıl rahat ediyorsa öyle uyumalıdır. Yatakta dönmenin hiçbir zararı
yoktur. Genellikle sol yan tarafa yatınca daha rahat edilir. Uzun süre sırtüstü
yatmak rahatsızlık verebilir.
Gebelik sırasında cinsel ilişkide bulunulabilir mi?
Sıklığın ve pozisyonun önemi nedir?
Genellikle gebeyken cinsel yaşamı kısıtlamak için bir neden yoktur. Cinsel
ilişki sıklığı ve
pozisyonu konusunda çiftler kısıtlama olmaksızın
özgürce davranabilirler. Ancak düşük tehlikesi, erken doğum tehdidi, kanama, su
kesesinin açılmış olması, rahim ağzı yetersizliği, daha önce düşük ve erken
doğum yapmış olma gibi özel durumlarda kısıtlama gerekebilir.
Gebelik kontrollerinde hangi nedenlerle ve
hangi sıklıkla neler yapılmalıdır?
Anne adayı, gebelikten ilk şüphelendiğinde, doktoruna başvurmalıdır. Gebelik
doğrulandıktan sonra ilk laboratuvar testleri istenir ve sonuçları incelenir.
Bunlar her gebelikte istenen ve annede bir hastalık olup olmadığını anlamaya
yarayan testlerdir (şeker hastalığı tarama testi, kansızlığı belirlemek için
kan sayımı, kan grubu, idrarda albümin aranması, bebeğin ultrasonografik
incelenmesi vb.) Kontrollerde kilo artışı da izlenmelidir. Özel durumlarda,
annenin ve bebeğin sağlığını tehdit edebilecek durumları erkenden belirleyebilmek
için doktor başka incelemeler (şeker yükleme testi gibi) de isteyebilir.
Genelikle 18-20. haftadan sonra gerekirse ultrasonografik inceleme yapılabilir.
Bunun bebeğe bir zararı yoktur. Bu haftadan sonra anne 32. haftaya kadar dörder
hafta aralarla kontrol için gelmelidir. Gebe 34. ve 36. hafta kontrollerinden
sonra doğuma kadar haftalık aralarla takip edilmelidir. Sorun varsa bu
kontroller doktorun isteğine göre sıklaşabilir.
Gebelik sırasında ne kadar kilo alınır? Az ya
da fazla alınmasının sakıncası var mıdır?
Normalde ortalama 11-16 kg arasında kilo artışı olur. İlk üç ayda 1-3 kg ve
daha sonraki aylarda doğuma kadar en çok 10 kg daha alınması en uygundur.
Gebelikte annenin kilosu, gebelik öncesi kilosu ile ilgilidir. Zayıf bir anne,
18 kg alabileceği gibi, şişman olan bir anne sadece toplam 6 kg aldığı halde
sağlıklı bir bebek doğurabilir. Fazla kilo alınması aşırı enerji (kalori)
alımını ya da vücutta su ve tuz tutulduğunu gösterir. Şişman kadınlarda doğum
güçlüklerine daha sık rastlanır. Son bir haftada 1 kg'dan fazla ya da son dört
haftada 4 kg'dan fazla kilo alınırsa bu durumun tansiyon yükselmesi açısından
ciddi bir uyarı olabileceği akla gelmelidir. Az kilo alınması ise beslenme
yetersizliğini gösterir. Böyle bir durumda bebekte gelişme geriliği olasılığı
vardır. Aşırı ya da az kilo alınıyorsa mutlaka doktora danışılmalıdır.
Gebe bir kadın hangi durumlarda derhal doktora
danışmalıdır?
Gebelikte hiçbir sorun olmasa
da kesinlikle sağlık kontrolü gerekir. Gebelik süresinde ciddi sağlık problemlerine
yol açabilecek bazı özel durumlar olabilir.
Aşağıda altı madde altında toplanan şikayetlerden birisi ile karşılaştığınızda
bu durumu gebeliğinizi takip eden doktora mutlaka iletin.
1. Gebeliğin son aylarında görülen baş ağrısı, tansiyon yüksekliği ile ilgili
önemli bir belirti olabilir.
2. Gebelikte akıntı olabilir. Ancak aşırı miktarda ya da kaşıntı ile birlikte
görülen akıntı geneklikle mantara bağlıdır. Gebeyi çok rahatsız ediyorsa tedavi
edilmelidir.
3. Gebelikte bacaklarda varisler ve dış üreme organlarında hemoroid (basur)
ortaya çıkabilir veya eskiden olanlar artabilir. Gebelikte varis için
ameliyatla tedavi tavsiye edilmez. Elastik çorap kullanılabilir. Hemoroid
oluşur ve rahatsızlık verirse, uzun süre ayakta durmamakla şikayetler
azalabilir. Varis ve hemoroid olduğunda, ayakları yukarı kaldırarak oturmak da
yararlı olur. Hemoroid varlığında kabızlık olmamasına çalışılmalıdır.
4. Rahatsızlık veren kasık sancıları varsa idrar yolu ve idrar torbası iltihabı
açısından kontrol gerekir. Düşük ve erken doğum riski olduğunda da kasık
sancıları ortaya çıkabilir.
5. Vajinadan (hazne, döl yolu) su ya da kan gelmesi, erken doğum tehlikesi,
erken doğum tehlikesi, düşük ya da eş (plasenta) ile ilgili acil müdahale
gerektiren durumlardır.
6. Kilo kaybına yol açabilecek ağır bulantı ve kusma durumunda da doktora
başvurulmalıdır. Bu durumda bazen hastane tedavisi gerekebilir.
Ayrıca el ve yüzde şişme, bebeğin hareketlerinde azalma, hızlı kilo alma ya da
verme gibi
durumlarda da doktora en kısa sürede haber
vermek gerekir.
Gebelik sırasında nasıl beslenmeli neler
yenmelidir?
Gebelikte beslenmenin ana ilkesi ‘dengeli beslenme'dir.
Bebek için yararlı ya da zararlı olabilecek ‘yenmesi gerekenler ve
gerekmeyenler listesi' oluşturmak pratik ve yararlı değildir. Akılda tutulması
gereken, bebeğin gereksinimlerinin çok da fazla olmadığıdır. Örneğin, anne
adayının gebelik öncesi döneme göre enerji (günlük kalori) ihtiyacı çok fazla
artmaz. Çevrenin gebeye gereğinden fazla yemesi için iyi niyetli baskı yapması,
doğru olmayan ve sakıncaları bulunan bir tutumdur. Öte yandan gebelikte kilo
almamak amacıyla özel bir diyet de uygulanmamalıdır. Gebe kalmadan önce alınan
gıdaya ek olarak hergün fazladan 1 tabak etli yemek (kuru baklagil olabilir) ya
da 2 yumurta, ayrıca 1 bardak süt, 1 dilim ekmek ve 1-2 tane meyve (elma,
armut, muz, portakal gibi) yenmelidir.
Kansızlık nedir? Kansızlığın olmaması için
neler yapmalıdır?
Gebelikte pek çok sebeple kansızlık görülebilir. Bunlardan en sık görüleni
yetersiz beslenme sonucu oluşan demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Gebelikte
gerek annenin gerekse bebeğin artan gereksinimi nedeni ile içinde demir bulunan
hapların (kan hapı) kullanılması önerilir. Kan hapları gebeliğin beşinci
ayından doğuma kadar ve doğumdan sonra 1 ay süreyle kullanılmalıdır. Kansızlık,
vitamin eksikliğine bağlı kansızlık da olabilir. Bu durum yeşil çiğ sebzeleri
ve eti yiyen kişilerde görülür. Bu tür kansızlık bir tür vitamin verilerek
tedavi edilebilir.
Beklenen doğum tarihi nasıl hesaplanır?
Son adet tarihinin ilk gününden sonra geçen zaman hesaplanarak gebelik yaşı
hafta olarak belirlenir. Gebelik süresi ortalama 40 haftadır ve beklenen doğum
tarihi buna göre hesaplanır. Bu süreden iki hafta önce ya da sonra olan doğumlar
miyadına diğer bir deyişle normal süreli doğumlar olarak tanımlanır. Daha fazla
geciken doğumlara doktor müdahale eder ve bebeği doğurtur. Daha erken doğumlara
‘prematüre' (eksik) doğum denir. Bu durumda bebeğe özel bakım gerekir.
Gebeyken oruç tutulabilir mi?
Gebelikte öğünlerin sık aralarla ve azar azar yenmesi uygundur. Bebeğin ve
annenin ihtiyaçları bunu gerektirmektedir. Anne adayının bedeni uzun süreli
açlığa karşı dirençli değildir. Ayrıca, gebelikte bulantı, kusma, mide ekşimesi
ve mide yanması olabilir. Bu şikayetler uzun süren açlık dönemlerinde daha da
artabilir. Bu nedenlerle anne ve bebek sağlığı açısından oruç tutulması doğru
değildir. Oruç tuttuğu halde sağlıklı bir bebek dünyaya getiren anneler
olabilirse de bu, her zaman geçerli değildir.
Bebek ne zaman hareket etmeye başlar? Bazen
hiç kıpırdamamasının nedeni ne olabilir?
Gebeler bebeğin hareketlerini ilk gebeliklerinin 20. haftasında (4,5 - 5.ay)
hissetmeye başlarlar. Sonraki gebeliklerde bundan iki hafta daha önce
hissedilir (18.hafta). Bebek rahim içinde uyku ve uyanıklık dönemleri geçirir.
Uykudaki bebek az oynar ya da hiç oynamaz. Bu nedenle zaman zaman hareketsiz
dönemler olması normaldir. Ayrıca anne adayının hissedemediği hareketler
olabilir. Anne günlük çalışma temposu içinde bu hareketlerin farkına
varamayabilir. Akşam ve geceleri istirahat halindeyken daha fazla hareket
hissedilebilir. Ancak, gebeliğin son iki ayında bebeğin her zaman alışkın
olunandan daha az hareket ettiğinin fark edilmesi mutlaka doktora haber
verilmesini gerektirir.
Gebelikte doğumu kolaylaştırıcı egzersiz olarak neler
yapılabilir?
Gebelikte yürüyüş ve hafif beden hareketleri
karın kaslarının kuvvetlenmesini sağlar. Ayrıca gebeliğin solunum kapasitesini
de arttırır. Bütün bunlar doğum sırasında gebenin daha iyi ıkınmasına yardım
eder. Bu egzersizler sırasında anne adayı kendini aşırı zorlamamaya dikkat
etmelidir.
Gebenin sırt kasları, bel kasları ve doğum kanalı kasları güçlü olmalıdır.
Böyle olursa gebelikte ağrılar azalır, doğum yapmak da daha kolay olur. Bu amaçla
gebelik sırasında sırtın gergin ve dik olmasına, kambur durmamaya dikkat
edilmelidir. Bir boy aynası karşısında duruşunuzu sık sık kontrol edin ve dik
durun. Otururken de sırtın dik durmasına dikkat edilmelidir. Gebelik sırasında
yapılabilecek hafif beden hareketleri aşağıda tarif edilmiştir:
(Önerilen hareketlerden her gün önceleri ikişer kez yapın. Daha sonra sayısını
giderek arttırarak, hergün 30'ar kez yapar hale gelebilirsiniz. Bu hareketlerin
hepsini birlikte yapamazsanız, hergün yalnızca bir hareketi yaparak da vücut
kaslarınızı güçlendirebilirsiniz.)
1. Sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için
kollarınızı öne doğru uzatın ve omuz hizasına kaldırın.
Dirseklerinizi bükerek hizayı bozmadan avuçlarınızı birbirine yapıştırın.
Avuçlarınızı birbirinden ayırmadan kollarınızı başınızın üstünden sırtınıza
doğru gerin ve içinizden 10'a kadar sayarak bu pozisyonda tutun.
2. Bel kaslarınızı kuvvetlendirmek için sırtüstü yere yatın ve dizlerinizi
kırarak ayak tabanlarınızı yere basın. Ellerinizi beliniz ile yer arasına
koyun. Kendinizi sıkarak belinizi yere bastırın ve 5'e kadar sayın. Bu hareket
sırasında beliniz ile yer arasındaki mesafenin yok olması ya da iyice azalması
gerekir.
3. Doğum kaslarınızı kuvvetlendirmek için ayaktayken kollarınızı öne uzatın ve
sırtınızı dik tutarak, çömelip kalkın.
4. Ayakta dik durarak bir masaya ellerinizle dayanın. Bir gazetenin çeyrek
sayfasını küçük bir top haline getirin ve yere atın. Çıplak ayağınızın
parmaklarıyla bu topu kavrayın. Dizinizi kırarak topu ayağınızla aynı taraftaki
elinize vermeye çalışın. Bu sırada sırtınızın dik pozisyonunu bozmayın. Daha
sonra aynı hareketi diğer ayağınızla yapın.
Doğumun başlayacağı nasıl anlaşılır? Ne zaman
hastaneye gidilir?
Doktorunuz beklenen doğum tarihini söyleyecektir ama yine de doğumun hangi gün
ve saatte başlayacağını bilmek olanaksızdır. Doğumların ancak % 5 kadarı, olası
doğum tarihi olarak saptanan günde gerçekleşir. Bu tarihin iki hafta öncesi ve
sonrası normal doğum zamanıdır. Bu dönemde haftalık kontrollere gitmek çok önemlidir.
Doğumun başladığının habercileri; rahim ağzını kaplayan kanlı sümüksü bir madde
olan ‘doğum nişanı'nın gelmesi, bebeğin içinde bulunduğu su kesesinin açılarak
'suyun gelmesi' ve düzenli aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan ‘doğum
sancıları'dır.
Bu belirtilerin hepsinin sırayla ve her kadında aynı şekilde olacağı
düşünülmemelidir. Bazı kadınlar nişanı görmeyebilirler. Suyla birlikte geldiği
için dikkatlerinden kaçabilir. Bazen hiç sancı olmadığı halde su kesesi
açılabilir. Sancıyla hastaneye giden ve su kesesi doktor tarafından doğum
anında açılan kadınlar da vardır. Doğum nişanı görüldüğünde hastaneye gelmek
gerekmez. Ama doğumun çok yaklaştığını bilerek hazırlanmaya başlayabilirsiniz.
Doğumun başlamasıyla gelen su, gebelik süresince var olabilen beyaz-sarı renkli
akıntıdan farklıdır. Normal su kıvamındadır Genellikle renksiz ya da hafif
sarımsı ve kokusuzdur. Bu sıvı bebeğin içinde yaşadığı su kesesinin açılması
sonucu gelir. Miktarı genellikle iç çamaşırdan akabilecek ve bacakları
ıslatacak kadar çoktur. Nadiren, suyun geldiği farkedilmeyebilir. Su az ya da
çok geldiğinde sancılar başlamamış olsa bile iç çamaşırına bir hijyenik bağ ya
da temiz bir havlu koyarak derhal hastaneye başvurmak gerekir. Gebeliğin son
aylarında, düzensiz gelip geçici tarzda, kısa süreli, istirahat edilince azalan
ve ‘doğuma hazırlık ağrıları' denilen sancılar olabilir. Her sancıda
telaşlanmak gereksizdir. Ama gerçek doğumun sancıları da başlangıçta düzensiz,
süreleri farklı, istirahatle azalabilen niteliktedir
Bir süre sonra düzenli bir hale gelirler, daha
uzun sürerler ve istirahatle azalmazlar. Sancılar beş dakikalık aralıklarda
tekrarlayan bir sıklığa ulaştığında daha fazla gecikmeden doktorunuza haber
vermek ya da hastaneye başvurmak gerekir. Ancak trafik problemini unutmayın!
Sancıların başladığında eşim ve ben ne
yapabiliriz?
Öncelikle sakin olun. Sancıların başlaması ile doğumun gerçekleşmesi arasında
belli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu nedenle hemen değil, sancılar sıklaştığında
daha önce yapılan tahlilleri ve aşağıda belirtilen eşyaları yanınıza alarak
öncelikle kontrole gittiğiniz hastaneye başvurunuz. Yapılacak muayene sonucunda
size durumunuz hakkında gerekli bilgi verilecektir.
ANNE İÇİN
Gecelik ya da pijama, Terlik, Çorap, Emzirme sütyeni, İç çamaşırı, Hijyenik kadın
bağı, Kağıt peçete, Koyu renk havlu ve sabun, Diş fırçası ve macunu, Sütyen
tamponları, Hırka, Yakınlarının telefon numaraları, Telefon jetonları/kart,
Bardak, Çatal, Bıçak, Hastaneden çıkarken gerekli giyecekler.
BEBEK İÇİN
Bebek bezi, Zıbın-fanila, Tulum, Hırka, Başlık ve Battaniye.
Günümüzde, resmi kurumlarda ve pek çok özel kurumda eşler doğuma
girememektedir. Yakın gelecekte bu uygulamalar değişebilir. Eşlerin doğuma
girmesinin, doğum sancıları çeken bir anne adayı için önemli psikolojik yararı
vardır.
Bugün doğumhaneye giremeyen baba adayları, yine de anne evde sancı çekerken,
doğumdan hemen önce ve sonra özen ve sevgiyle, annenin tasasını ve kıvancını
paylaşarak en güzel desteği verebilirler.
Doğum nasıl ilerler, nasıl sonuçlanır?
Düzenli aralıklarla, beş dakikada bir en az 30 saniye süren ve rahimde
kasılmalarla birlikte olan kasıkbel sancıları doğumun başladığını gösterir.
Rahim ağzı açıldıktan sonra ağrılar daha da şiddetlenir ve ıkınma hissi başlar.
Bu durum bebeğin başının doğum kanalında ilerlediğini ve bebeğin doğmak üzere
olduğunu gösterir. Bu sırada eğer hâlâ evdeyseniz hastaneye çok acil olarak
başvurmanız gerekir.
Doğumda mesanenin dolu olması bebeğin ilerlemesini engeller. Bu nedenle
boşaltılmalıdır. Barsakların dolu olması da doğum sırasında sorun yaratır. Bu
nedenle barsaklar hastanede lavman yapılarak boşaltılır. Lavmanın doğumun
ilerlemesi için uyarıcı etkisi de vardır. Doğumun başlangıcında ya da
ilerlemesi sırasında su kesesi kendiliğinden açılmamışsa doğumu izleyen sağlık
personeli tarafından su kesesinin açılması doğumun ilerlemesine yardım eden
diğer bir işlemdir.
Doğum kanalı tam açılınca normalde önce bebeğin başı, yüzü aşağı bakacak
şekilde doğar. Bebeğin çıkışı tamamlanınca annenin rahiminde bebeği eşe
(plasenta) bağlayan ve içinde damarlar bulunan göbek kordonu kesilir ve
bağlanır. Yenidoğan bebeğin sağlığı kontrol edilirken annenin doğum işlemi
henüz tamamlanmamıştır. Yaklaşık 15 dakika içinde anne ile bebeğin
birlikteliğini sağlayan plasenta, artık görevi kalmadığından doğumu yaptıran
kişinin denetimiyle kendiliğinden doğar. Böylece doğum tamamlanır.
Nefes alıp verme alıştırmaları doğumu kolaylaştırır
mı?
Sancı sırasında nefes alıp verme ağrıları daha az hissedilerek geçirilmesine
yardımcı olur. Böylece anne daha az yorulur. Doğum eylemi sırasında sancı
aralarında bebeğin daha bol oksijen alabilmesi, rahim kasının kasılma sırasında
yorgunluğunun giderilmesi için anne rahat rahat nefes alıp vermeli, güzel
şeyler düşünüp gevşemelidir. Sancı geldiğinde derin olmayan nefesler alarak,
sık sık ve az az nefes vermeli, sancı geçene kadar nefes vermeyi
Bir süre sonra düzenli bir hale gelirler, daha
uzun sürerler ve istirahatle azalmazlar. Sancılar beş dakikalık aralıklarda
tekrarlayan bir sıklığa ulaştığında daha fazla gecikmeden doktorunuza haber
vermek ya da hastaneye başvurmak gerekir. Ancak trafik problemini unutmayın!
Sancıların başladığında eşim ve ben ne
yapabiliriz?
Öncelikle sakin olun. Sancıların başlaması ile doğumun gerçekleşmesi arasında
belli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu nedenle hemen değil, sancılar sıklaştığında
daha önce yapılan tahlilleri ve aşağıda belirtilen eşyaları yanınıza alarak
öncelikle kontrole gittiğiniz hastaneye başvurunuz. Yapılacak muayene sonucunda
size durumunuz hakkında gerekli bilgi verilecektir.
ANNE İÇİN
Gecelik ya da pijama, Terlik, Çorap, Emzirme sütyeni, İç çamaşırı, Hijyenik kadın
bağı, Kağıt peçete, Koyu renk havlu ve sabun, Diş fırçası ve macunu, Sütyen
tamponları, Hırka, Yakınlarının telefon numaraları, Telefon jetonları/kart,
Bardak, Çatal, Bıçak, Hastaneden çıkarken gerekli giyecekler.
BEBEK İÇİN
Bebek bezi, Zıbın-fanila, Tulum, Hırka, Başlık ve Battaniye.
Günümüzde, resmi kurumlarda ve pek çok özel kurumda eşler doğuma
girememektedir. Yakın gelecekte bu uygulamalar değişebilir. Eşlerin doğuma
girmesinin, doğum sancıları çeken bir anne adayı için önemli psikolojik yararı
vardır.
Bugün doğumhaneye giremeyen baba adayları, yine de anne evde sancı çekerken,
doğumdan hemen önce ve sonra özen ve sevgiyle, annenin tasasını ve kıvancını
paylaşarak en güzel desteği verebilirler.
Doğum nasıl ilerler, nasıl sonuçlanır?
Düzenli aralıklarla, beş dakikada bir en az 30 saniye süren ve rahimde
kasılmalarla birlikte olan kasıkbel sancıları doğumun başladığını gösterir.
Rahim ağzı açıldıktan sonra ağrılar daha da şiddetlenir ve ıkınma hissi başlar.
Bu durum bebeğin başının doğum kanalında ilerlediğini ve bebeğin doğmak üzere
olduğunu gösterir. Bu sırada eğer hâlâ evdeyseniz hastaneye çok acil olarak
başvurmanız gerekir.
Doğumda mesanenin dolu olması bebeğin ilerlemesini engeller. Bu nedenle
boşaltılmalıdır. Barsakların dolu olması da doğum sırasında sorun yaratır. Bu
nedenle barsaklar hastanede lavman yapılarak boşaltılır. Lavmanın doğumun
ilerlemesi için uyarıcı etkisi de vardır. Doğumun başlangıcında ya da
ilerlemesi sırasında su kesesi kendiliğinden açılmamışsa doğumu izleyen sağlık
personeli tarafından su kesesinin açılması doğumun ilerlemesine yardım eden
diğer bir işlemdir.
Doğum kanalı tam açılınca normalde önce bebeğin başı, yüzü aşağı bakacak
şekilde doğar. Bebeğin çıkışı tamamlanınca annenin rahiminde bebeği eşe
(plasenta) bağlayan ve içinde damarlar bulunan göbek kordonu kesilir ve
bağlanır. Yenidoğan bebeğin sağlığı kontrol edilirken annenin doğum işlemi
henüz tamamlanmamıştır. Yaklaşık 15 dakika içinde anne ile bebeğin
birlikteliğini sağlayan plasenta, artık görevi kalmadığından doğumu yaptıran
kişinin denetimiyle kendiliğinden doğar. Böylece doğum tamamlanır.
Nefes alıp verme alıştırmaları doğumu kolaylaştırır
mı?
Sancı sırasında nefes alıp verme ağrıları daha az hissedilerek geçirilmesine
yardımcı olur. Böylece anne daha az yorulur. Doğum eylemi sırasında sancı
aralarında bebeğin daha bol oksijen alabilmesi, rahim kasının kasılma sırasında
yorgunluğunun giderilmesi için anne rahat rahat nefes alıp vermeli, güzel
şeyler düşünüp gevşemelidir. Sancı geldiğinde derin olmayan nefesler alarak,
sık sık ve az az nefes vermeli, sancı geçene kadar nefes vermeyi
sürdürmelidir. Nefes verirken ağız ıslık çalar
gibi olursa kendinizi daha rahat hissedirsiniz. Sancı çekerken bebeğin doğacağı
son ana kadar da ıkınmamak gerekir.
Neden dikişli doğum oluyor?
Bebek anne rahminden dışarıya doğru ilerlerken doğum kanalı başın çıkışı için
yeterince gevşemeyebilir. Dokuların yırtılacak kadar gerilmesine yol açan bu
durum en çok ilk doğumlarda görülür. Bu gerilme sonucu kendiliğinden oluşacak
yırtıklar derin olabilir ve onarılması güçtür. Böyle istenmeyen bir yırtığa
neden olmamak için doktorlar dokuyu korumak amacıyla çıkış bölgesini düzenli ve
tamiri kolay olacak bir şekilde keserler sonra dikerler. Dikiş iplikleri
kendiliğinden erir alınmaları gerekmez. Temiz tutulduğunda kesik yeri bir - iki
hafta içinde iyileşir.
Sezaryen ya da vakumlu doğum neden yapılır?
Bu işlemlerin yapılacağı ne zaman belli olur?
Sezaryen kararı iki ayrı dönemde verilebilir. Bunlardan biri doğum başlamadan
önceki evredir. Anne ve bebek sağlığı nedeniyle sezaryen yapılmasını
gerektirecek bir durum varsa, doktorunuz bazen doğumun başlamısını beklemeden
erken doğum kararı verebilir. Bazı gebeliklerde ise doğum sancıları başlayana
kadar herşey çok normal seyredebilir, ancak doğum sırasında sezaryen
gerekebilir. Nadir olarak da uzun süre doğum sancısı çekildikten sonra normal
doğum olamıyorsa sezaryen kararı verilmesi gerekebilir. Hiç bir neden yokken
isteğe bağlı sezaryenle doğum yapılması doğru değildir. Vakumlu doğumda ise
bebeği daha hızlı ve kolay çıkartmak için bebek doğarken başı pompa gibi
vakumlu bir araçla çekilerek yardım edilir. Vakum uygulanan bebeklerin başında
pompanın etkisine bağlı hematon denilen zararsız bir şişlik oluşabilir. Bu
şişlik birkaç hafta içinde kendiliğinden düzelir.
Doğumun riski nedir? Neler olabilir?
Günümüzde gebelik ve doğumda anne ölümü nadirse de bebeklerin kaybı
görülebilir. Annenin ve bebeğin sağlığı için gebeliğin ilk döneminden
başlayarak gebelik kontrollerine gidilmesi, kontrollerin düzenli ve yeterli sayıda
olması, doğumun iyi koşullarda yapılması ve yenidoğan bebek bakımının yeterli
düzeyde olması gereklidir. Bu şekilde tehlikeler azaltılır, ancak yine de
tümüyle ortadan kalkmaz. Anne açısından en önemli riskler; kanama, tansiyon
yükselmesi ve mikrop bulaşmasına bağlı iltihaplanmadır. Doğum normal
ilerlerken, meydana gelebilecek en ufak bir değişiklik bile ölümle sonuçlanmasa
da anne için tehlike oluşturabilir. Bebek için ise en önemli tehlikeler;
oksijensiz kalma, erken doğum ve mikrop bulaşmasıdır.
Hastanelerdeki doğumhanelerde istenmeyen durumlarla karşılaşmamak ve
karşılaşıldığında gerekli girişimleri yapmak için araç ve gereçler ile bunları
kullanacak eğitilmiş kişiler bulunduğundan, hastane doğumları daha
güvencelidir.
Bebek nasıl beslenmeli?
Tüm bebekler ilk 4-6. ayda sadece anne sütü ile beslenmelidirler. Anne sütü ile
bebeğin tüm besin gereksinimleri karşılanır. Bu dönemde su dahil hiçbir ek
besin verilmemelidir.
Her anne bebeğini emzirebilir. Yaşamın ilk 4-6 ayında hiçbir mama anne sütünün
yerini tutamaz. Her türlü koşullar zorlanarak bebek yalnızca anne sütü ile
beslenmelidir. Ancak çok nadir koşullarda, sağlık personelinin önerisi ile
bebeklere mama verilebilir. Bebeğin ayına göre uygun mamalar vardır. Mamalar
çocuğun beslenmesi ve gelişimini sağlamak içindir, ama biberon kullanırken ve
mama hazırlarken dikkatli olunmazsa bebeğe mikrop bulaşabilir. Bu durumda
biberonun temizlenmesi iyice öğrenilmelidir. Anne sütü dışında hiç bir besinde,
anne sütünde bulunan ve bebeği mikroplara karşı koruyan özel maddeler yoktur.
Bu nedenle mama ile beslenen bebklerde bazı hastalıklar daha sık görülür ve sık
hastalanmaya bağlı
olarak bu bebeklerde gelişme geriliği ortaya
çıkabilir.
Emzirmeye nasıl başlanır?
Bebekler doğduktan hemen sonra emmeye başlayabilirler. İlk yarım saat içinde
annelerine verilerek emzirilmelidirler. Anne sütü ile beslenmede annenin
bilmesi gereken en önemli nokta bebeğini memeye nasıl yerleştireceğidir. Bebek
memeye iyi yerleşmiş ise etkin bir şekilde emebilir, annenin meme uçları da
zedelenmez. Anne emzirirken değişik durumları deneyebilir. Ancak hangi durumda
olursa olsun, bebeğin yüzü ve vücudu anneye dönük olmalı, burnu meme başı
hizasında bulunmalı ve memeyi vermeden önce bebeğin ağzını iyice açması
beklenmelidir. Emzirme sırasında annenin memesinde sürekli ağrı hissetmesi,
bebeğin ağlaması, memeyi bırakması genellikle bebeğin yeterince meme dokusunu
ağzına almadığını memeye uygun yerleşmediğini gösterir. Bebeğin memeyi
kavraması için ilk günlerde bebeğini yatarak emzirmek anne için daha rahat
olabilir. Bu durumda, bebek yan yatmış olan anneye dönük yatırılır. Anne
serbest kalan kolu ve eli ile bebeği memesine yaklaştırabilir. Annenin ve
bebeğin arkasının birer yastıkla desteklenmesi bebeğin yerleşmesine yardımcı
olur.
Bebekler ne zamanlar ve hangi sıklıkta
emzirilmelidir?
İlk 2-3 haftada bebek her istediğinde sık aralarla ve gece gündüz
emzirilmelidir. Böylece hem annenin süt yapımı artacak hem de bebek yeterince
anne sütü alacaktır. Daha sonraları emzirme araları kendiliğinden düzene girer.
Beslenme sıklığı bebekten bebeğe değişir. Bebek ağzını açarak, aranarak,
sonunda da ağlayarak açlığını belli eder. İlk aylarda bebek uyandığında
genellikle açtır ve emzirilmek ister. İlk haftalarda emzirme aralıkları bir
saat, iki saat gibi çok kısa olabilir. Her emzirme sonrası memede yapılan süt
miktarı biraz daha artacağından, zamanla beslenme aralıkları uzayacaktır.
Bebekler yenidoğan döneminde geceleri de emmek isterler. Gece öğünlerinin
kesilme zamanı bebekten bebeğe çok farklılık gösterir. Genelde ilk 1-2 aydan
sonra gece emzirme sıklığı azalır. Bebek annenin hemen yakınında ise geceleri
emzirmek kolaylaşır ve anne için yorucu olmaz. Gece beslenmeleri sırasında
bebeğin giysileri ıslak değilse, bebeğin altı değiştirilerek rahatsız
edilmemelidir. Eğer bebek ses ve ışıkla rahatsız edilmeden emzirilirse beslenme
sonunda hem anne hem de bebek kolayca uykularına devam edebilirler.
Neden bebek hiçbir ek besin verilmeden yalnız
anne sütü almalıdır?
Anne sütü, ilk aylarda bebeğin tüm besin gereksinimlerini karşılayacak
bileşimdedir. Sindirimi kolaydır. Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir
ek besine veya suya gereksinimleri yoktur. Anne sütü bebek için gerekli tüm
besinleri ve suyu yeterli miktarda içerir. Çok sıcak havalarda bile anne sütü
bebeğin susuzluğunu giderir. Bebeğe su verilecek olursa, bebeğin midesi su ile
dolacağından anne sütü almak istemeyecektir. Bunun sonucu olarak da bebek
memeyi daha az emecek, yeteril beslenemeyecek ve memede süt yapımı da
azalacaktır. Ayrıca bebeğe su ile birlikte bazı hastalık yapıcı mikroplar
bulaşabilir.
Bebek yeterli anne sütü alıyor mu?
Her anne, sütünün bebeği için yeterli olduğundan emin olmak ister. Bebeği çok
ağlıyorsa, az uyuyorsa, huzursuzsa, anne sütünün yeterli olmadığını düşünür ve
kaygılanır. Oysa bu belirtiler, başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Böyle
durumlarda anneler çoğu kez bu konuda bilgili bir kişiye danışmadan ek mamalar
vermeye başlarlar. Böylece anne sütü ile beslenmeden uzaklaşılır.
Her anne doğru bir şekilde emziriyorsa, ilk haftalarda sık ve geceleri de
emziriyorsa, aşırı yorulmuyorsa bebeği için yeterli süt üretebilir.
Anne sütü bazen geçici olarak azalabilir. Bu durumda anne doğru bir şekilde ve
sık emzirirse süt üretimi hemen artar. Bebek günde 8-10 kez idrar yapıyorsa,
ağırlığı haftada 150-200 g
artıyorsa, 4.aya kadar yalnızca anne sütü
yeterlidir. Bundan sonra kilo artışı devam ediyorsa, bebek 6. aya kadar
yalnızca anne sütü ile beslenebilir. Ancak 6. aydan sonra mutlaka ek besin
vermeye başlamak gerekecektir. Anne sütü 9 aylıktan sonra çocuğun temel gıdası
olmaktan çıkar ve 12-15 ay arasında, en geç de 2 yaşında kesilmelidir. Bebeğe
ek gıdalar vermeye başlarken bir sağlık kurumuna danışılmalıdır.
Meme bakımı gerekli mi?
Memeleri her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur. Anne sütü bebeği
hastalıklardan koruyucu o kadar çok madde içerir ki, bu yolla kolay kolay
mikrop bulaşmaz. Ayrıca, anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler
olduğundan meme başını temizlemek için anne kendi sütünü kullanabilir. Her
emzirmeden sonra meme başına bir miktar anne sütü sürülmelidir.
Memeye karbonatlı su, sabun, krem gibi maddeler sürülmemelidir. Bu maddeler
sürülürse meme başının etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve
koruyucu doğal maddeler kaybolur ve meme başında çatlaklar daha kolay oluşur.
Meme bakımı için önemli olan her emzirmeden önce ELLERİN YIKANMASI'dır. Eller
vücutta, evde, hastanede veya çevrede bulunan her türlü mikrobu taşır.
Emziren bir anne ne yemeli, ne içmeli?
Emziren annelerin besin gereksinimleri gebe olmayan ya da emzirmeyen
kadınlardan daha fazladır. Ancak bunun bir kısmı gebelikten arta kalan
kilolardan karşılanır. Bu nedenle, emziren annenin daha iyi besleneceğini ve
sütünün artacağını düşünerek aşırı tatlı ve unlu gıda alması gerekli değildir.
Yalnızca düzenli ve dengeli beslenmek yeterlidir. Düzenli ve dengeli beslenme
için her besin grubundan bir yiyeceğin öğünlerde bulunmasına dikkat
edilmelidir.
Bu besin grupları:
1. Unlu gıdalar: Ekmek, makarna, bulgur vb.
2. Et ve benzeri gıdalar: Et, yumurta, balık, mercimek vb.
3. Süt ve süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir, muhallebi vb.
4. Sebze ve meyveler: Ispanak, kabak, şeftali, portakal vb.
Emziren annenin kahve, çay ya da kola gibi içecekleri daha az tüketmesi
gerekir. Emziren anneler sigara kullanmaktan kaçınmalıdır. Mutlaka içmek
isterlerse, sigarayı emzirmeden önce ya da emzirirken değil, süt verdikten
sonra içmeleri uygun olur. Alkol alımı da anne sütünün azalmasına neden
olabilir. Emziren anne alkol kullanmaktan kaçınmalıdır.
Emziren anne zayıflama rejimi yapabilir mi?
Emziren anneler emzirmeyen annelere göre çok daha kolay zayıflarlar.
Dolayısıyla rejim yapmasalar da doğumdan sonra ilk altı ay boyunca genellikle
ayda yarım ya da bir kilogram kaybederler. Ancak, emziren her anne de
zayıflamayabilir, hatta bazı anneler zayıflamak yerine kilo alabilir. Ne kadar
şişman olursa olsun emziren bir kadının ayda iki kilogramdan fazla kaybetmesi
doğru değildir. Uygun olan annenin dengeli beslenmesini bozmadan, aşırı
yorulmamaya da dikkat ederek daha fazla hareket etmesi ve jimnastik yapmasıdır.
Bebeğin altı nasıl değiştirilir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun süre ıslak kaldığından
çabuk tahriş olur. Bu nedenle, bebeğin bezinin 3-4 saatte bir değiştirilmesi
gerekir. Genel olarak bebeği emzirdikten sonra altını değiştirmek uygundur. Her
değiştirmede bebeğin altı su ile de temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Kızlarda bu
temizliğin önden arkaya yapılması önemlidir. Bezi değiştirilirken bebeğin
altının bir süre açık kalması iyi olur. Bebeğin altına bağlanmak için çeşitli
bezler vardır. Anne kağıt bezleri daha pratik bulabilir. Pamuklu bezler de çok
iyi
durulanmak koşulu ile sorun yaratmadan
kullanılabilir.
Göbek bakımı nasıl yapılmalıdır?
Bebeğin bağlanmış olan göbeği 5-10. günlerde kendiliğinden düşer. Bu süre bazen
4 haftaya kadar uzayabilir. Göbek düştükten sonra birkaç gün, günde 1-2 kez
göbek yarasına alkol emdirilmiş bir gazlı bez ya da alkole batırılmış ucu
pamuklu hazır çubukla dokunulmalıdır. Bebek bezinin kıvrılarak göbek altında
kalmasına dikkat edilmelidir. Böylece göbek idrarları ıslanmayacak, hava ile
temas etmesi sağlanacaktır. Göbek tozu, pudra ve benzeri maddeler
kullanılmamalıdır. Göbeğin kuru tutulması, idrarla temas etmesinin engellenmesi
önemlidir. Göbek çevresinde kızarıklık, göbekten kanama ya da akıntı gözlenirse
mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebek nasıl giydirilmelidir?
Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da kalın giydirilirse
terler, cildi kızarır. Teri emen pamuklu kumaşlar, içinde naylon bulunan
giyeceklerden daha iyidir. Bunlar cildin havalanmasına da yardımcı olur. Soğuk
mevsimlerde, pamuklu iç giysilerin üzerine yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek
giysilerinin içinde rahat hareket edebilmelidir. Dar giyeceklerden kaçınılmalı
ve üste giydirmemeye dikkat etmelidir. Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes
almasını, hareket etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini engelleyebilir. Sıkı
kundaklanmış bebeğin hastalık belirtileri yönünden de izlenmesi zordur. Bu
nedenle kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı kolaylaştırmak için,
bebek kolları örtülecek şekilde gevşekce sarılabilir.
Bebek ilk günlerde nasıl yıkanmalıdır?
Yenidoğanın derisi koruyucu, kaygan bir madde ile kaplıdır ve bunun tamamen
temizlenmesi gerekli değildir. Yenidoğanı yıkamak için göbeğin düşmesi
beklenebilir. Bu arada hergün yüzü ve vücudu silinerek temizlenir, iç
çamaşırları değiştirilir. Göbek düştükten sonra bebeğin hergün banyo veya
leğende yıkanması ile pişikler ve deri hastalıkları önlenir. Bebeği yıkarken
bir kişi yardımcı olmalıdır. İlk 1-2 haftada yıkama için kullanılacak su
önceden kaynatılmış ve ılıtılmış olmalıdır. Bebeği yıkarken yüzü aşağıya
bakacak şekilde, göğüs ve karnından kavranarak tutulabilir. Sırtüstü
tutuluyorsa, başını elle desteklemek gerekir. Bebek şampuanları ve sabunları ya
da beyaz sabun kullanılabilir. Bebeğin iyice durulanması ve kurulanması
önemlidir. Banyo yapılan odanın ısısı 24-25°C sıcaklıkta olmalıdır.
Bebek soğuktan nasıl korunmalıdır?
Bebek için en uygun ortam ısısı 22°C ile 26°C arası odadır. Ortam çok sıcak
(29°C'nin üzerinde) değilse bebeğe bir kaç kat giysi gildirilmesi uygundur.
Bunun için zıbın, fanila ve bebek bezi üstüne giydirilmiş pijama ya da tulum
yeterlidir. Böyle giyinmiş bir bebeğin yatarken üzerinin örtülmesi kucağa
alındığında da örtüsüne sarılı olarak tutulması uygundur. Bebekler 2-3 aylık
olana kadar çevredeki ısı değişikliklerinden çabuk etkilenirler. Açık kapı ve
pencerelerden hava akımı olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bebek sobaya çok
yakın yatırılmaz. Bebeğin yüzü kızarmışsa çok ısınmış olabilir. Soluk veya mor
olması ise üşüdüğünü gösterir. Bebeğin ensesine dokunularak ısısı
değerlendirilebilir. Ortam sıcak ise bebeğin giysileri ve örtüleri
hafifletilir. Serin ortamda ise başlık ve eldiven giydirilir.
Bebeğin yatağı nasıl olmalı ve bebeği nasıl
yatırmalıdır?
Bebeğin yatağını seçerken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.
Örneğin, yatak zemini sert olmalı, parmaklıklar arası mesafe 7 cmÕden fazla
olmamalıdır. Parmaklıklar arası geniş olursa bebeğin başı bunlar arasına
sıkışabilir. Sert pamuklu veya yünlü döşekler yeğlenmelidir. Yastık
kullanılmaz. Yorgan seçiminde elyaflı ya da kuştüyü ile doldurulmuş yorganlar
yerine pamuklu ve yünlüler kullanılmalıdır. Bebekler yan ya da sırtüstü yatırılabilir.
Beslendikten hemen sonra bir müddet yan yatması daha uygundur. Başın yatış
pozisyonu sık sık değiştirilmelidir. Hep aynı tarafa yatarsa başta şekil
bozukluğu oluşabilir.
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlı mı?
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlıdır. Yanında sigara içilen bebeklerde
daha fazla solunum yolu hastalıkları olduğu saptanmıştır.
Yanlarında sigara içme, büyük çocuklar için de zararlıdır. Çocukların yanında,
hangi yaşta olurlarsa olsunlar, sigara içilmemelidir.
Sağlam çocuk kontrolleri nasıl ve ne zaman
yapılır?
Bir bebeğin sağlıklı büyüyüp büyümediği vücut ağırlığı ve boyu ölçülerek
kontrol edilmeli ve aşıları yapılmalıdır. Doğumdan sonra ilk 7 gün içinde
kontrollere başlanması çok iyi olur.
En geç bir ay içinde her bebek kesinlikle ilk kontrole getirilmelidir. Ondan
sonra 4. aya kadar ayda bir ve 6. aydan itibaren 1 yaşına kadar 3Õer ay
aralıklarla kontroller sürdürülür. Ancak doktoru gerekli görürse daha sık
kontrole çağırabilir.
Bebek altı aylık olana kadar hangi aşılar
yapılır?
Bebek doğar doğmaz, ya da ilk 1-2 ay içinde verem aşısı yapılır. Eğer hastanede
yapılmadıysa, bu aşı Verem Savaş Dispanserlerinde yaptırılabilir. Daha sonra 2.
ayda difteri, boğmaca ve tetanozu içeren ÒKarma AşıÓ ile ÒÇocuk FelciÓ aşısı
yapılır ve bu aşılar en az 1, en geç 2 ay aralar ile 2 kez daha uygulanır. Üç
doz karma aşı ile çocuk felci aşısının İlk 6 ayda tamamlanması gerekir. Bu
aşılar bebeğin takip edildiği Sağlam Çocuk Polikliğinde, Ana Çocuk Sağlığı
MerkezleriÕnde ya da Sağlık Ocaklarında yaptırılabilir. Bu aşı programına B
hepatiti aşısı ile hemofilus influenza B (Hib) aşısının da eklenmesi
yararlıdır. Ancak bu iki aşı ücretsiz olarak yapılmamaktadır.
Bebek geceleri çok sık uyanırsa ne yapmalıdır?
Bebeğin geceleri çok fazla uyanması farklı nedenlerden olabilir. Bebek geceleri
beslenmek için uyanmanın dışında ortam ısısından rahatsız olduğu için veya
gündüz fazla uyumuş olduğundan uyanabilir. Bazen de uyanmanın nedeni
belirlenemez. Bebeğin gece anneye yakın hatta aynı odada yatması iyi olur. Bu
kendini güvende hissetmesi açısından önemlidir. Alışık olduğu yorgana sararak
yatırma, yatırırken okşayarak konuşma, ışığı söndürmeden önce bebeğin yanında
biraz kalıp ninni söylemek gibi yöntemler bebeğin uykuya dalmasını
kolaylaştırabilir ve daha rahat uyumasına yardımcı olabilir. Gece boyunca
bebekler sık sık gözlerini açarlar, el ve kollarını hareket ettirirler.
Ağlamıyorsa bebeğe uyurken sıkça dokunmaktan kaçınılmalıdır. Bebek geceleri geç
saatte uyuyor ve bunu bir saat öne almak istiyorsanız, her gece 5 dakika önce
yatırarak istenen zamana ulaşabilirsiniz.
Bebek çok fazla uyuyorsa normal midir?
Bebek yeni doğduğu dönemde beslenme süreleri dışında sürekli uyursa bu
normaldir. Uykusu hafiftir. Uyurken yüzünde ve vücudunda sık olarak
kendiliğinden olan hareketler gözlenir. Büyüdükçe uyanık kaldığı zamanlar uzar.
Her bebeğin yapısı farklıdır. Bazı bebekler fazla, bazıları ise daha az
uyurlar.
Bebekler neden hep ağlar?
Geleneksel iletişim yöntemi olan göz göze temas dışında bebeğin derdini tek
anlatma yolu ağlamaktır. Aşırı sıcak veya soğuk, altının kirli olması,
giysilerinin rahatsızlık vermesi, ağrı, bebeğin ağlamasına yol açar. Ev
koşullarında ya da bakımda bir değişiklik de bebeği etkiler. Bebek annenin işte
çalışmaya başlamasına alışamamış olabilir. Bebeğin bu tür değişikliklerle
aniden karşılaşmamasına çalışılmalıdır. Bazı bebekler, hiçbir neden olmadan,
genellikle akşam saatlerinde sürekli ağlarlar. ÒÜç ay koliğiÓ denilen bu ağlama
krizleri bebek 2-3 haftalık iken başlar, genellikle 3. ayda kesilir. Bebeğin
sağlığını etkilemez ve tedavi gerektirmez. Bebeğinizin neden ağladığı ile
ilgili şüpheleriniz varsa, kendinize şu soruları sorunuz: Bebek yorgun mu? O
gün çok mu misafir geldi? Bebeğin altının değişmesi mi gerekiyor? Bebeğin
beslenme zamanı mı gelmiş? Bebek çok sıcak ya da çok soğuk bir ortamda mı
bulunuyor? Bebeği giysileri rahatsız mı ediyor? Evde huzursuzluk mu var?
Öncelikle, bu durumlar varsa ortadan kaldırmak gerekir. Bebeğin ateşi mi var?
Döküntüsü mü var? Dışkısı her zamankinden farklı mı? Sıçrar tarzda ya da
yıldırım çarpmış gibi hareketler yapıyor mu? Bunlar hastalık belirtisi
olabilir. Bunlardan hiçbiri yoksa sorun çoğu zaman ÒkolikÓtir.
Bebek çok fazla ağlıyorsa ne yapmalıdır?
Şiddetli ve nedeni açıklanamayan ağlama her gün çoğunlukla aynı saatte meydana
geliyorsa bebekte ÒkolikÓ ya da Ògaz sancısıÓ diye bilinen bir durum olabilir.
Koliğe tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Ancak bu durum genellikle
bebek 3 aylık olduğunda kaybolur. Ò3 ay sancılarıÓ da denilen bu durum ağlama
kirizleri biçiminde ortaya çıkar. Kolik için etkili bir ilaç bilinmemektedir.
Ancak bebeğe hergün banyo yaptırmak, ağlama krizi sırasında karnına sıcak havlu
koymak, kucakta taşımak ve taşırken sakinleştirici ninni ve benzeri şarkılar
mırıldanmak en etkili yöntemlerdir.
Bebek kabız olunca ne yapılır?
Anne sütü ile beslenen bebekler genellikle yumuşak kıvamda ve sık dışkı
yaparlar. Normal bebekler ilk ayda günde 8-10 kez dışkı yapabilirler. Kaka,
sarı-yeşil renkte ve biraz sulu olabilir. Kıvamlı parçalar içeriyorsa ve
miktarı fazla değilse normaldir. Ancak anne sütü alan bazı bebekler ise 2-3
günde bir dışkı yaparlar. Dışkının kıvamı sert değilse bu bir sorun oluşturmaz.
Bebeklerin dışkılama sırasında zorlanmaları, yüzlerinin kızarması da normaldir.
Ancak, keçi kakası gibi sert ve tane tane dışkılama kabızlık işaretidir. Bu
durum, bebeğin yeterli beslenmemesi ya da az sıvı alması gibi nedenlerden
kaynaklanabilir. Kabızlıkta dışkı yaparken zorlanma, makatta çatlaklara yol
açabilir. Bu durumda dışkıda çizgi şeklinde kan görülür. Kabızlığın tedavisi
için bebeğin sık aralarla beslenmesi gerekir. 4 aylıktan büyük, ek gıda almakta
olan bebeklere ÒsuÓ ve Òposa bırakan sebze ve meyve püreleriniÓ bolca vermek
gerekir. Makata yumuşatıcı veya ağrıyı azaltıcı kremlerin sürülmesi de yararlı
olabilir. İnatçı kabızlık durumlarında zeytinyağı vb. ev ilaçlarını kullanmaya
başlamadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebeklerde pişik neden olur, nasıl önlenir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları ne kadar dikkat edilirse edilsin tahriş
olabilir. Pişikleri önlemek için bebeğin bezi 3-4 saatte bir değiştirilmeli,
pamuklu bez kullanılmalı, bezler sabunla yıkanmalı ve çok iyi durulanmalıdır.
Çoğu kez bu tahrişi kolay iyileşir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır. Kağıt
bezler pişik olduğunda kullanılmamalıdır. Çünkü tahriş bundan da ileri geliyor
olabilir. Oda sıcaksa hergün 1-2 saat bebeğin altının açık tutulması bez
tahrişini önler ve tahriş olmuş derinin çabuk iyileşmesine yardımcı olur.
Derinin plastik maddelerle teması engellenmelidir. Eğer pişik bu önlemlere
rağmen geçmiyorsa bir sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Bebeğin çamaşırları
deterjan yerine sabun tozu ile yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Bebeğin aşırı
sıcak tutulması da pişiklere neden olabilir.
Pamukçuk olan bebeklere ne yapmak gerekir?
Bebeklerde pamukçuk sık rastlanılan bir sorundur. Ağızda özellikle yanak
içlerinde noktalar ya da tabaka şeklinde görülür. Anne sütü ile beslenen
bebeklerde daha az görülür. Ağrı olduğu için bebeğin beslenmesi bozulabilir. Bu
durumda ağız içinin önceden kaynatılmış ılık su ve gazlı bez ile temizlenmesi
önemlidir. İlaç kullanılması gerekebilir.
Yenidoğan bebeklerde sarılık neden olur, bu
durumda ne yapmak gerekir?
Yenidoğan bebeklerin yaklaşık yarısında ilk 2 günden sonra sarılık gelişir. Çok
hafif ve birkaç gün süren sarılık durumları dışında sarılıklı bebekler mutlaka
bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.
Bebeğin ateşi nasıl ölçülür?
Çok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının normalin üstüne
çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir hastalık belirtisidir. Ateş
vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve
bu anlamda iyi bir işarettir. Bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu
olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut ısısının 38-39
derece (38 - 39°C olarak da belirtilir) olduğu durumlarda bebek yakından
izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna
başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden
bir doktora başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için kısa,
yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır. Termometrenin
okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç duymadan önce derecenin
kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için derece civalı ucu açıkta kalmak üzere
baş ve işaret parmakları arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütunun
üst ucu görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını
gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar izlenmelidir.
1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°CÕnin altına gelmesi
sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca kırılır ya da içindeki civa
taşıyan ince kolon kısmı bozulur).
2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan ucuna kaygan
olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir krem sürülür.
3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük ise kucakta
aynı şekilde tutulur (Ateş ölçümü sırasında bebeğin hareket etmesi
engellenmelidir).
4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır.
5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak yavaşça civa haznesi
bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5 santimetre itilir. 2 dakika beklenir ve
derece yavaşça yerinden çıkarılır.
İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?
Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir. Genelde anne sütü ile
beslenen bebekler ilk aylarda günde 8-10 kez püre kıvamında sarı renkli kaka
yaparlar. İkinci ve üçüncü aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara
başlandığında ise renginde ve kıvamında değişme olur.
Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak bebeklerin her
zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi kaka yapmalarına ishal denir. Bu durum
yakından izlem ve değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin zedelendiği
durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir. Çünkü bebeğin aldığı besinler
barsaklarda yeterince sindirilip emilmez. Ayrıca zedelenen barsak yüzeyinden
sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer madensel maddeler bu sıvı ile birlikte vücuttan
kaybolur. Bu kayıplar bebeğe aşırı şekerli sıvılar verildiğinde daha da
artabilir.
İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır.
Bunun için anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı arttırılmalı, ek gıdalarla
beslenen bebeklerin ise sulu gıda alımı arttırılmalıdır.
İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan sonra zaman kaybetmeden
bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen
doktora götürülmesini gerektiren durumlar nelerdir?
İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen hastalıkların çoğu
erken tanı ve tedavi ile düzelen hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler
farkedildiğinde vakit geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Ateşli durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C) olmasa
da öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor muayenesi gerektirir.
Havale (istemsiz hareketler), bayılma (şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4
kereden fazla ve bol), sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk,
idrar yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanabilen ve acil
değerlendirme gerektiren durumlardır.
Lohusalıkta anne kendisine nasıl bakmalıdır?
Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından tutularak sıkıştırılmalı,
karına masaj yapılmalıdır. Doğal olarak ilk günlerde kanlı, sonra pembe, daha
sonra kahverengi akıntı olur. Birkaç haftadan sonra beyaz akıntı başlar.
Doğumdan sonra olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan
dolaşımı için olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de yararlıdır. Ancak
lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve
ağrıya yol açabilir. Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir.
Ateşlenme hissedilirse derece ile ölçülmelidir. Yüksek ateşte (38 derece)
kesinlikle doktora danışmak gerekir. İlk iki gün içinde dışkılama olabilir.
Olmazsa kabızlığı önleyici yöntemlere başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım edilmelidir. Oturmak
istenmiyorsa yan yatarak da bebek emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında
memeler acıyabilir. Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır ve bebek emdikçe
tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık emzirilirse,
memelerde süt birikimine bağlı anneyi rahatsız edecek şişlikler kızarma ve ağrı
olmaz. Olduğu takdirde sütü boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya
da banyo yapmak emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak
şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu niçin
önemlidir? Ne zaman yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından kontrol edilmesi
gerekir. En az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü yapılmalıdır. Muayene
yapılarak annenin sorularının cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli
olabildiği kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette taharetlenme her zaman ön
taraftan (idrar yapılan yer) arka tarafa (makat) doğru yapılmalıdır. Makat
çevresinde bulunabilecek dışkı mikropları dikişlere ya da idrar borusuna
ulaşırsa iltihaplanmaya neden olur. İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve yara
açılır. Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma belirtisidir. Dikişler
atınca açılan yara temizlenmelidir. Açılan yara tekrar dikilebilir. En iyisi
hiç açılmaması için dikişlerin temiz tutulmasıdır. Doğumdan sonra yıkanmanın
dikişlere bir zararı olmaz. Sabunlanmış elle temizlik yapılabilir. Sonra, dikiş
bölgesi su ile durulanmalı ve her zaman kurulanmalıdır. Kurulanma, temiz
tuvalet kağıtları ile yapılmalı, kağıt atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz
bir bez kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir. Temizlik için
rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı sular da kullanılabilir. Ancak nasıl
temizlenirse temizlensin dikiş bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak
kalmamalıdır. Önemli başka bir nokta da kullanılan hijyenik bağların çok sık
değiştirilmesidir. Uzun süre kalan hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden
olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir.
Kanama olmasa bile hijyenik bağ en fazla 6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu
dönemde hazır hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an yıkanabilir. İlk yıkanmalar
ayakta ve duş şeklinde ya da su dökünerek olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete oturmadan
sık sık yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24 saat sonra da banyo yapılabilir.
Sezaryen doğumdan sonra genellikle dördüncü günde dikişler alınır ve ertesi
günü yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne nasıl
beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme göre hergün en az
1 litre daha fazla su ve sulu gıdalar, 2 tane meyve ya da 2 tabak sebze yemeği,
3 dilim ekmek ya da 1 bardak süt ile beslenmesine ilave yapmalıdır. Gebelikte
aldığı kan hapları doğumdan sonra bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa hemen
dönmek için acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna kavuşması altı ay
sürebilir. Anne şişmansa her ay iki kilogramlık bir ağırlık kaybı olabilir. Süt
salgısı bundan etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama diyeti
uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden fazla yememeye dikkat
edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan nasıl
kurtulabilir?
Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak yararlıdır. Ayrıca 3 - 4
porsiyon sebze ve meyve yemek, kabukları ile yenebilecek sebze ve meyvaları
kabuklarını soymadan yemek kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır. Kuru baklagil
(mercimek, fasulye, nohut) ve kepekli ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık su
veya kayısı suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna, pirinç, az yağlı
besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz beslenme, fazla çay ve kahve
tüketimi kabızlığı arttırdığı için bunlardan kaçınılmalıdır.
Doğum sonu bel ağrısı olursa neler yapılmalı?
Gebelik sırasında fazla hareket yapılmaması sonucu zayıflayan kaslar doğum sonu
bel ağrısının bir nedenidir. Jimnastik yapmakla bu ağrılar ortadan kalkabilir.
Ayrıca fazla kilolar da ağrı nedenidir. Gebelikte ve doğum sonrasında aşırı
kilo almamaya ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir. Bel ağrısını önlemek için
ağır yük taşımamaya, yerden birşey alırken beli dik tutup dizleri kırarak
çömelmeye özen gösterilmelidir. Bebeği kucağa alırken veya altını değiştirirken
belden eğilmemek bunun için bebeğin altını ya da çamaşırını değiştirmek için
uygun yükseklikte masa kullanmak ya da babadan yardım istemek gereklidir.
Doğumdan sonra lohusa nasıl formuna
dönebilir?
Doğum sonu yapacağınız hafif hareketlerle en erken üç ay sonra eski formunuza
dönebilirsiniz, ama karın kaslarının eski halini alması daha uzun süre alır. Sezaryen
doğum yapanlar karın hareketlerine iki hafta sonra başlamalıdırlar.
Aşağıdaki hareketleri her gün giderek artan sayıda tekrarlarsanız bedeniniz
belirli bir forma ulaşacaktır. Ama hiçbir hareket için kendinizi zorlamayın.
Yeterince istirahat ettikten ve bedeniniz gerekli güce eriştikten sonra daha
önce rahatlıkla yapamadığınız beden hareketlerini yeniden deneyebilirsiniz.
1. İlk günlerde: Her saat başı ayak bileğini öne ve arkaya doğru bükerek kan
dolaşımınızı kolaylaştırın.
2. Yine ilk günlerde: Dizleriniz bükük halde sırtüstü yere yatarak nefes
alırken bütün gücünüzle karnınızı içeri çekin ve 10Õa kadar sayın. Rahatlayın.
Tekrar yapın.
3. İlk haftanın sonunda: Sırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve ayak
tabanlarınızı yere basın. İdrara tutar gibi kaslarınızı sıkın ve içinize doğru
çekin. Bu halde kalın ve 10Õa kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
4. İkinci haftanın sonunda: Sırtüstü yatıp dizlerinizi bükün. Ayaklarınız
yerdeyken kollarınızı karnınızda kavuşturun ve ellerinizle karnınızı itin.
Başınız ve omuzlarınızla vücudunuzu kaldırmaya çalışın. 10Õa kadar sayın.
Rahatlayın. Tekrar yapın.
5. Üçüncü haftanın sonunda: Sırtüstü yatarken dizlerinizi bükün. Bacaklarınızı
hafifçe ayırın. Kollarınızı öne uzatarak dik olarak oturun. Dengeyi bozmadan
bacaklarınızı hafifçe uzatın. Sırtınızı geriye doğru kaydırın ve 10Õa kadar
sayın. Kollarınız öne doğru gergin dururken, rahatlayın ve hareketi tekrar
yapın. Harekete alıştıktan sonra kollarınızı dizlerinize doğru uzatarak
sırtınızı yere daha çok yaklaştırabilirsiniz.
Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişkide
bulunulabilir?
Sezaryenle olsun normal doğumla olsun doğum sonu kanaması tümüyle bitmeden
ilişkide bulunmak doğru değildir. Genel olarak döl yolunun iltihaptan koruyucu
ortamı kanama sırasında etkilenir, mikropların üremesi kolaylaşır. Doğumdan
sonra rahim de kolay iltihaplanır.
Bu nedenle kanamanın bitmesini beklemek, iltihaplı hastalıklardan korunmak için
doğru bir davaranıştır. Kanama ve doğum sonu kanlı akıntılar kesilmiş, doğum
kanalı iyileşmişse ve ağrı hissedilmiyorsa cinsel ilişkinin genellikle
sakıncası yoktur. Ancak emzirilmiyorsa ilk 25 günde yumurtlama olabileceği bu
nedenle de gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır.
Doğumdan sonra ne zaman adet görülür?
Düzensiz adet görülürse ne yapılmalıdır?
Doğumdan sonraki ilk bir iki ayda Òkırk sonuÓ da denilen adet kanamasına benzer
bir kanama olabilir. Bu kanamanın olması artık adetlerin mutlaka düzene
gireceğini göstermez. Bebek yalnız anne sütü ile besleniyorsa genellikle ilk
altı ayda adetlerin başlaması ve düzenli olması beklenmez. Bu durumda
telaşlanmamak gerekir, zamanla düzene girecektir. Uzun bir süre, 18 aya kadar
adet görülmediği de olabilir. Daha da gecikirse veya anne emzirmediği halde
adetleri düzensiz olursa doktora başvurmak doğru olur.
Doğumdan sonra gebelikten korunmak gerekir
mi?
Hemen yeni bir gebelik istemeyen her çift uygun gördükleri en kısa zamanda
korunmaya başlamalıdır. Her çiftte gebelik olasılığı farklıdır, ama doğum
yapmış olmak, her an başka bir gebeliğin de olabileceğini düşündürür.
Bu gebelik, kısırlık tedavisi sonunda güçlükle elde edilmiş de olsa, aynı
sorunun devam edip etmediği belli olmaz. Hemen çocuk istense bile bir süre ara
vermek gerekir. İki doğum arasında iki yıldan az olursa sağlık ve yaşam
niteliği açısından iki çocuğun da olumsuz olarak etkilenebildiği, annenin de
zorluklarla karşılaştığı bilinmektedir.
Bu nedenle doğum ister sezaryen ister normal yolla olsun, çiftler en az bir yıl
gebelikten korunmalıdır. Bu sürenin üst sınırı yoktur.
Doğumdan sonra hangi yöntemlerle korunmak
uygun olur?
Doğum sonrası gebelikten korunmak için bütün yöntemler kullanılabilir. Kişinin
ve yöntemin özellikleri bilinerek seçim yapılırsa istenmeyen etkiler en aza
indirilebilir.
Doğum kontrol yöntemleri zararlı olmamaları için uzun süren araştırmalar sonucu
geliştirilmişlerdir. Ancak çeşitli özellikleri, kullanan kişiyi etkileyebilir.
Pek çok yönteme ait, özellikle kullanmayanlar tarafından yayılan dedikodular
vardır. Bunların çoğu yöntemin özelliklerine bağlı beklenen etkilerdir. Bazıları
ise asılsız söylentilerdir. Bu söylenenlerin doğruluğunu uzmanlara sorup
danışmak gerekir. Gebelikten korunmak için kullanılan hap, rahim içi araç,
kılıf, diyafram, kola takılan çubuklar, kadında ve erkekte tüplerin bağlanması
gibi yöntemlerin pek çok özelliği vardır.
Rahim içi araç (spiral), hazneden yalnız ipliği hissedilebilecek şekilde rahime
sağlık personelince yerleştirilen plastik, küçük bir araçtır.
Prezervatif, (kılıf) ilişkide erkeğin sertleşen penisine takarak kullandığı
ince lastikten bir kılıftır.
Diyafram, ilişkiden önce kadının rahim ağzına taktığı küçük, yuvarlak, ince
lastikten bir araçtır.
Doğum kontrol hapları, kadınların cinsiyet hormonlarını içeren ve hergün
yutulması gereken haplardır.
Kadında tüplerin bağlanması, (tüp ligasyonu)
Erkekte kanalların bağlanması, (Vazektomi) kalıcı yöntemlerdir ve kolay bir
ameliyatla uygulanabilirler.
Kola takılan çubuklar (Norplant) hormon içeren yeni bir yöntemdir ve beş yıl
süreyle korur. Bu özellikler kadın ve erkek kullanacak kişilerin farklılığına göre
sağlığı etkileyebilir. Örneğin bebeğini emziren annelerin kullanabileceği doğum
kontrol hapı farklıdır. Bu durumda östrojen hormonu bulunmayan türde haplar
kullanılmalıdır. Aksi halde süt azalalabilir. Doğru kullanılıp kullanılmadığına
göre yöntemlerin koruyuculukları da değişir. Kim hangi yöntemi kullanmak
istiyorsa özelliklerini ve nasıl kullanılacağını ayrıca öğrenmelidir. Birisi
için uygun olan bir başkası için uygun olmayabilir. Ama tüm yöntemlerin en
önemli yararları istenmeyen gebelikten korumaları, bu sayede de gebelik korkusu
ortadan kaltığı için cinsel hayatı zevkli hale getirmeleri, kürtaj sorununu
ortadan kaldırmaları ve yaşamı kolaylaştırmalarıdır.
Doğumdan sonra ne zaman yöntem kullanmaya
başlanabilir?
Doğumdan sonra bazı yöntemlerle hemen gebelikten korunmaya başlanabilir.
Örneğin tüpler bağlanabilir, rahime araç takılabilir. Emzirmeyi engellemeyen
özel bir hap kullanılmaya başlanabilir. Kılıf kullanılacaksa ilk ilişkide
kullanılır. Doğumdan sonra, hastaneden çıkmadan rahim içi araç takılmamışsa,
kırkıncı günde (6.hafta) kanama olsun ya da olmasın bu uygulama yaptırılabilir.
Diyafram ve kola takılan çubuklar doğum sonu altıncı haftadan sonra
kullanılabilir.
Hangi doğum kontrol yöntemi en güvenli
yöntemdir?
ÒKişi için hangi yöntem en iyi kullanılabilecekse o yöntem güvenlidirÓ demek
daha doğru olur. Kullanırken dikkat edilirse tüm yöntemlerin güveninirliği
artar. Ama yanlış kullanılırlarsa gebelikten koruyamazlar. Örneğin haplar,
kadında ya da erkekte tüplerin bağlanması kadar güvenilir bir yöntemdir. Ancak
kullanmayı unutunca hapın güvenilirliği azalır. Aynı şekilde kılıf ve diyafram
her ilişkide kullanılmazsa gebelik olabilir. Rahim içi araçların kullanımında
kişinin bir çaba sarfetmesi gerekmediğinden bu yöntemin gebeliğe karşı koruması
kullanıcıya göre genellikle değişmez. Bu nedenle herkeste koruma etkisi
fazladır. Ancak nasıl kullanılırlarsa kullanılsın unutulmamalıdır ki en az
koruyan yöntemlerin başında Òerkeğin kendini korumasıÓ ya da Ògeri çekmeÓ
denilen yöntem gelmektedir.
Emzirme gebelikten korur mu?
Doğumdan sonra ilk altı ayda, bebek anne sütünden başka bir besin ile
doyurulmuyorsa, anne adet görmedikçe gebelik riski çok azdır. (İlk iki ayda
olan kırk sonu kanaması, düzenli adet görmeye başlamak değildir.) Bu durum
sürdükçe ilk altı ayda başka bir yöntemle korunmak için acele edilmeyebilir. Bu
süre, çiftin başka yöntemle korunmaya başlamak için bir aile planlaması
danışmanından bilgi alacağı geçiş dönemidir.
Emziren anne altı aydan önce adet görmeye başlarsa ya da bu sürede bebeğe anne
sütünden başka besin verilirse hemen gebelikten korunmak gerektiği
unutulmamalıdır.